Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kurşuni Kirpik Süsleri

Senelerdir duvarda asılı duran, biçimsiz ve uzun süre baktığında delirtici bir tabloyu kaldırıp altına baktım. Sapsarı bir duvar kağıdı, duvarın diğer her yerindeki o tozlanmış tondan farklı... Sarı bir delilik söylemi değildir, herkese anlatmaya çalıştım.  Nitekim şu göz ardı edilen ruhum kime, neyi ve ne kadar anlatmaya çalıştıysa tam olarak o kadar anlaşılmadı işte. Bu yüzden dünyanızda yaşamaya da alışamadım. Bu yüzden diyorum, bir kaç güzel zamanım kalmıştır şen şakrak hâlimde kahkahalar atmak için belki de... Bu şen gülüşlerimi kimse kaldıramadı. Hiç bir uykuyu, utkuyu ve tutkuyu düşünmeksizin uyuyup kalacağım sanırım kısa bir zaman sonra, hiç hissetmeden kalacağım öylece. Kaskatı. Bir kaç cümlelik hayatım olmadı benim, Benim hayatım kitaplara sığmayan bir şanssızlıktı... Bahtsız bedevi her  anıldığında kulaklarım çınladı. Bir elimde terazi, varoluşu ölçüyorum. Bir de olmayışı... Hangisi daha ağır geliyor bilmiyorum, terazi kullanmayı öğrenmeliyim önce. Belki de ...

Tükenmez Kin'se

Gidişine üzülemedim. Öyle çok üzülmedim işin aslı... Hatta sonrasında ne çok şey yaşandı Hepsine gülüp geçtim. Uyumu önemsemedim işte, önemsediğim kadar uyakları Duyumu önemsemedim. Her şeyi duyup geçtim. Ve sonra hissizleştim. İçimde biriktirdiğim duygular katılaşıp taşa dönerken Sadece izledim. Öylece izledim elimde sigaram tüterken Bir de sensizliğin soğuğunda tir tir titrerken içim Kalbimin, Duyguların kan kaybında sararıp Bu bedeni terk ettiğine şahidim. Bir de acımam kalmadı, üzülemiyorum, vicdanımı yitirdim. Sadece hislerle değil hissizlikle de yazılırmış şiir, Bugün de bunu öğrendim. Sadece hislerle değil, hissizlikle de parçalanırmış seven kalpler Hepsini parçalayıp üstlerine bastığım yerdeyim... Bundan sonra ne birinin geçmişinde ne geleceğindeyim. Tükenmez kalemler gibi bitti hislerim. Selestia

Deşik Yalnız Anlamsızdır

Buz delik deşik etmeseydi  sıcağı, Belki araya giren tüm soğuklara rağmen Ankara yine içimi ısıtırdı... Biz delik deşik etmeseydik baharı, Belki soldu sandığımız çiçekler İçimizde yeniden canlanırdı... Söz delik deşik etmeseydi   kitabı Belki bir söz verdikten sonra İnsanoğlu pes etmez ve tutardı. Ben delik deşik etmeseydim hatıraları Belki de bu kadar bozulmazdı Atlı karıncaların atları Ve atsız karıncaların o küçük yuvaları. Delilik Delik deşik Etmiş Gibi Buraları. SelinS

İsmin "Yol" Hâli

Git gide uzaklaşıyorum şehrinden, evet bu kez belli bir rotam var belki, ama Seli (n)dir ne yapsa yeridir bilirsin; şehirler arası münasip, müsait ve muhteşem bir karanlıkta kaybolmasına şaşırmaz kimse. Aslında büyük haksızlık birileri açken yemek; birileri yürüyemiyorken dans etmek ve birileri... Haksızca bazen gitmek de. Sonrası uykusuzluk ve kalp ağrısı işte, bu... Bir adım daha Umay, ayrıca onun bir tık daha umutsuzu. Aralarda kalmak nasıl da yordu! Kandiller yanar, kediler uyur ve seli (n)ler yorulurdu sanırım bu düzende; o da tam alışacağım derken, bozuldu. *** Karalıyorum ve siliyorum. Sildikçe eksiliyor ruhumun bir yanı... Yazdıklarımı biraz siyaha gömüyorum, çünkü insanların bulut dedikleri şey benim ayaklarımın altında ve epey göz alıcı. Eğer bir gün gelirsen diye saklıyorlar yağmurları. Yağmur sağıyorum bulutlardan saksılara... Senden habersiz ve senin için. Düşlerimde, toprak labirentlerin içinde kayboluyorum ve tek tek yerin dibine çekiliyor bastığım yerdeki çiçekl...

Sise Teslim

Senin gözlerin yener sandım, en sevdiğin mavileri... Ama siyah, maviye yenildi bugün. Sis çöktü, kendi evinde misafir hâline getirdi tüm şehri. Sisin içinde, sise ağladım. O sessizliğin içinde sesli... Gözlerimin buğusundan önümü görememe fikri geldi geçti. Güldüm geçtim. Zaten göremezdim ki... Sise ağladım. Tutkusuz olduğun için sana, koskoca bir şehir dolusu sis adadım. Yetmişlerden  kalma bir müzik eşliğinde ve henüz yetmemiş olan bir sabrın gölgesinde, minik bir aşk yetiştirmeye başladım. Zaman aldı yeşermesi, biraz büyütüp çöpe attım. Seninle alakalı olan hiçbir şey eskimesin  istiyorum. Yine bir satırı bir aşktan söküp, saçlarına bağlıyorum... Kediler gibi yazmak lazım bazen ciddi şeyleri, ciddiye almayarak... Kediler gibi söylemek lazım şarkıları mırıldanarak... Gözlerin ruhumun huzuru diyorum yokluğunda göz bebeklerine bakarak. Hayır! Gözlerin ruhumun simsiyahlığı. Daralıyor ruhum. Daralıyorum... Öyle ki, birden bire büyümüşüm ve üstüme hiçbir şey olmuyormuş gibi...

Kralın Soğuk Yüzü

Babamı çok özlediğimi fark ediyorum... Hastalandığım zaman daha çok. Kocaman bir bardak ılık süt koyup gelirdi Öksürmem geçsin diye Yatamazdım o gece, sabaha kadar otururduk Ballı ılık süt babam oldu işte o gecelerde... Babamı çok özlediğimi fark ediyorum... Ağladığım zaman daha çok. Gözyaşımı silerdi büyük yumuşak elleriyle Başımı yaslardım sigara ve parfüm kokulu temiz gömleğine... Ensemden tutup yürürdü bir kedi yavrusu misali Dik durayım eğilmeyeyim kimseye isterdi Ensemde kararlı bir el oldu babam o günlerde... Babamı çok özlüyorum Acıktığım zaman daha çok... Bir şey isteyip alamadığımda biraz daha fazla... Duyulup anlaşılmadığım zaman özlemim son sınırda... Çünkü çok güzel yemek yapar babam Birlikte gittiğimiz piknikler gelir aklıma. Ya da onu mutfakta izleyişim... Çünkü bir şeye bakmam yeter ona ulaşmak için. Çünkü konuşmadan anlaşırız her zaman, Büyüsü ile sessizliğin. Sessizce dağıldım uzaklığında... Babamı çok özlediğimi fark ediyorum, İçim yandığı...

Yapamayacaklarım Listesinde Aşk

Sana çocukluğunu tekrar yaşatamam sevgilim, Tamir edemem bacakları kırılan oyuncaklarını Tek tek dövemem seni aralarına almayan bütün çocukları... Uyumadan önce çitten atlayan koyunların yerine, Göğüs kafesinden çıkan güvercinlerin kanat çırpışını Bilemem.. Sana çocukluğunu geri veremem. Sana benden önceki aşkının acısını sildiremem Ne aldatılmanı, ne kalbine batan dikensi lafları Ne kırılan hayallerini Ne de ayaklarına batan hayal kırığı parçalarını telafi edemem. Elbet benden çıkacaktı acısı, Hayat bir nevi geçmişe dönük ileriye kapalı Zararlı bir bakış açısı... Senin baktığın yerden ben göremem. Benden önceki aşkının acısını sana sildiremem... Gözlerine artık gözlerimi dikemem Belki de bir kese kağıdı geçirmeliyim yüzüme, 'Yüzünü görmek istemem' dönüp dururken beynimde, İfadesiz bir maske niyetine... Çok acıyorum İçimi açıp da sana gösteremem yaralarımı. Çok acıyorum, Sana diyemem... Belki söküp yeniden dikmem zor yalanlarını... Ben dikiş dikmeyi ...