Ana içeriğe atla

Kayıtlar

İsmin "Yol" Hâli

Git gide uzaklaşıyorum şehrinden, evet bu kez belli bir rotam var belki, ama Seli (n)dir ne yapsa yeridir bilirsin; şehirler arası münasip, müsait ve muhteşem bir karanlıkta kaybolmasına şaşırmaz kimse. Aslında büyük haksızlık birileri açken yemek; birileri yürüyemiyorken dans etmek ve birileri... Haksızca bazen gitmek de. Sonrası uykusuzluk ve kalp ağrısı işte, bu... Bir adım daha Umay, ayrıca onun bir tık daha umutsuzu. Aralarda kalmak nasıl da yordu! Kandiller yanar, kediler uyur ve seli (n)ler yorulurdu sanırım bu düzende; o da tam alışacağım derken, bozuldu. *** Karalıyorum ve siliyorum. Sildikçe eksiliyor ruhumun bir yanı... Yazdıklarımı biraz siyaha gömüyorum, çünkü insanların bulut dedikleri şey benim ayaklarımın altında ve epey göz alıcı. Eğer bir gün gelirsen diye saklıyorlar yağmurları. Yağmur sağıyorum bulutlardan saksılara... Senden habersiz ve senin için. Düşlerimde, toprak labirentlerin içinde kayboluyorum ve tek tek yerin dibine çekiliyor bastığım yerdeki çiçekl...

Sise Teslim

Senin gözlerin yener sandım, en sevdiğin mavileri... Ama siyah, maviye yenildi bugün. Sis çöktü, kendi evinde misafir hâline getirdi tüm şehri. Sisin içinde, sise ağladım. O sessizliğin içinde sesli... Gözlerimin buğusundan önümü görememe fikri geldi geçti. Güldüm geçtim. Zaten göremezdim ki... Sise ağladım. Tutkusuz olduğun için sana, koskoca bir şehir dolusu sis adadım. Yetmişlerden  kalma bir müzik eşliğinde ve henüz yetmemiş olan bir sabrın gölgesinde, minik bir aşk yetiştirmeye başladım. Zaman aldı yeşermesi, biraz büyütüp çöpe attım. Seninle alakalı olan hiçbir şey eskimesin  istiyorum. Yine bir satırı bir aşktan söküp, saçlarına bağlıyorum... Kediler gibi yazmak lazım bazen ciddi şeyleri, ciddiye almayarak... Kediler gibi söylemek lazım şarkıları mırıldanarak... Gözlerin ruhumun huzuru diyorum yokluğunda göz bebeklerine bakarak. Hayır! Gözlerin ruhumun simsiyahlığı. Daralıyor ruhum. Daralıyorum... Öyle ki, birden bire büyümüşüm ve üstüme hiçbir şey olmuyormuş gibi...

Kralın Soğuk Yüzü

Babamı çok özlediğimi fark ediyorum... Hastalandığım zaman daha çok. Kocaman bir bardak ılık süt koyup gelirdi Öksürmem geçsin diye Yatamazdım o gece, sabaha kadar otururduk Ballı ılık süt babam oldu işte o gecelerde... Babamı çok özlediğimi fark ediyorum... Ağladığım zaman daha çok. Gözyaşımı silerdi büyük yumuşak elleriyle Başımı yaslardım sigara ve parfüm kokulu temiz gömleğine... Ensemden tutup yürürdü bir kedi yavrusu misali Dik durayım eğilmeyeyim kimseye isterdi Ensemde kararlı bir el oldu babam o günlerde... Babamı çok özlüyorum Acıktığım zaman daha çok... Bir şey isteyip alamadığımda biraz daha fazla... Duyulup anlaşılmadığım zaman özlemim son sınırda... Çünkü çok güzel yemek yapar babam Birlikte gittiğimiz piknikler gelir aklıma. Ya da onu mutfakta izleyişim... Çünkü bir şeye bakmam yeter ona ulaşmak için. Çünkü konuşmadan anlaşırız her zaman, Büyüsü ile sessizliğin. Sessizce dağıldım uzaklığında... Babamı çok özlediğimi fark ediyorum, İçim yandığı...

Yapamayacaklarım Listesinde Aşk

Sana çocukluğunu tekrar yaşatamam sevgilim, Tamir edemem bacakları kırılan oyuncaklarını Tek tek dövemem seni aralarına almayan bütün çocukları... Uyumadan önce çitten atlayan koyunların yerine, Göğüs kafesinden çıkan güvercinlerin kanat çırpışını Bilemem.. Sana çocukluğunu geri veremem. Sana benden önceki aşkının acısını sildiremem Ne aldatılmanı, ne kalbine batan dikensi lafları Ne kırılan hayallerini Ne de ayaklarına batan hayal kırığı parçalarını telafi edemem. Elbet benden çıkacaktı acısı, Hayat bir nevi geçmişe dönük ileriye kapalı Zararlı bir bakış açısı... Senin baktığın yerden ben göremem. Benden önceki aşkının acısını sana sildiremem... Gözlerine artık gözlerimi dikemem Belki de bir kese kağıdı geçirmeliyim yüzüme, 'Yüzünü görmek istemem' dönüp dururken beynimde, İfadesiz bir maske niyetine... Çok acıyorum İçimi açıp da sana gösteremem yaralarımı. Çok acıyorum, Sana diyemem... Belki söküp yeniden dikmem zor yalanlarını... Ben dikiş dikmeyi ...

Şimdinin Hissi

Bugün biraz yaşlı hissediyorum, Sesim titrek diye mi bilmem... Yokluğundan bir kaç anı yaptım Aslında anıları sevmem. Bugünlerde her şeyi unutuyorum Bundandır elimde avucumda Bir sürü ''sen'' biriktirmem. Ben bugün biraz çocuk hissediyorum Ne yapacağıma karar veremediğimden Geleceği öngörmek istemiyorum şimdiden... Aklımda sen, Fikrimde sen, Aklım fikrim sendeyken Oyunlarımı yanlış oynuyorum Nefesimi doğru alıyor muyum bilmem.... Bugün kendimi deli hissediyorum, Dünyanın tüm insanları benmişim gibi Biri eksik içimde, nerede bulamıyorum Çok uzakta kalıyor dokunmak istesem de. İsmini öğrenip, aslını bilmediğim bir kavrammış sevgi Bulup üstüne yapıştırmışım, şaka olsun diye Sen arkanı dönüp gittiğinde O da sürüklenmiş senle... Ben bugün aşık hissediyorum Dar ve uzun tünellerin engebesinde Onun sözleri ve gözlerinde bulduğum Eşsiz ilham perisinde, Birkaç dakikalığına duyduğum O huzur veren sesinde Kaybolup gitmek ister gibi Yeniden belirip...

Geçmiş Hikâyenin Kipsiz Şiiri

Hayatın sizin bilmediğiniz sınırları vardır... Bir gümrüğün ismi Tomris, belki Piraye, bazen Milena... Ah, Milena! O kadar yakınım ki sınırlarına Ve anlayamaz basit gözler işte tam bu satırlarda Sorsak "ne demek istiyor şair burada"... Bence insan terk etmeli rolünü Yanlış hikâyede olduğunu anladığında... Ben şiirler ve aşk dolu bakışlarla dolu yazmıştım hikayemi, Bir adam vardı, hikayeyi okuyup çok beğendiğini Ve başrolü paylaşıp birlikte devam etmek istediğini söyledi. Sonra gel zaman git zaman bir baktım ki... Yüzde yüz pamuklu prenses olmaktan çıkmışım Üzerimde kül kedisinin, üvey annesinden kalma elbiseleri... Masalım yön değiştirmiş, Bozulmuş tüm evren, adam eline aldığında kalemi... Özgünlüğüm kaybolmuş, öz saygım yerle bir ve en önemlisi Yitirmişim hayatta anlam yüklediğim tüm değerleri... Bence, dedim ondan sonra Bir kadın yanlış hikâyede olduğunu anladığında Orayı derhal terk etmeli... Ah, Milena Kim bilir ne suskunsundur sen şimdi! G...
''Sana tutunsam kaybolurum, Yalnızlığın parçalar beni...'' Bir gün, belki bir yerlerde seni bulurum Ama senin ellerin yok şimdi... O zaman yine olmayacaklar, değil mi? Anılarda, senin kokun olurum. İnsan hiç incitir mi kokusunu içine çektiğini? Bir küçük balık olup rakı bardağında boğulurum Ya da kendi göz yaşımda bir gün, sabaha kadar ağlayınca Sen denize düştüğümü söyle kim nereden bilecek ki? 'Belki' bir ihtimal değildir, belki bir gün ismini unuturum. Ve silerim beynime kazıdığım her bir fotoğraf kareni Bu arada Anne, çok özür dilerim çünkü Senin anne olduğun yaşı geçtim ve babamın baba olduğu yaşı da geçtim Bundandır belki, bir türlü anlayamadım seni. İçime dert kuşanır kuşatma başı sevda, dururum. Durgunluğu sevmeden ve henüz ve hala gençken. Ve değmezken. Geri dönecek birileri var mı? Yorgunum. Her söylediğimde daha çok yorulmaktan korktum ve her söylediğimde daha çok yoruldum. Şekli şemali hazır olda duruyor kafamda o çok istediğim ...