Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Onlar Bilmez

Rüzgâr buruşturup atmalı can sıkıntımın, sahibinden az karalanmış kâğıdını... Ve o rüzgâr olmalı aynı anda, çatlamış dudaklarımın merhemi. Söküp atmalı insan ellerinden, yazmasına engel olan yara bandını... Çekip kurtarmalı bazen, anlaşılmazlık kuyusunun en dibinden kendini. Ve yaşarken ölmeyi Onlar bilmezlerdi... Gitmeyi severken zorla kalmayı En sevdiğin insan hayattayken, öldü saymayı Dolunaya şiirler yazıp derdini fısıldamayı Söylenecek söz çok iken sus pus olmayı Bir şehire bütün sokakları ile bütün bir aşk duymayı Yanmayan bir dağ başında lav misali için için yanmayı Ve tüm düzlükleri dağ sanmayı Onlar bilmezlerdi... Ve ben anlaşamadım onlar ile Çünkü bendim ben, hâlâ kendim olduğum gibi Bir insan önce yürekte, sonra zihinde ve sonra tende sevilirdi. Koşar adımlarla varılırdı aşkın olduğu yere Her ayrılışta adımlar geri geri giderdi Kimsede görmedim ben yürekte sevmeyi Çünkü severken kaybetmeyi Onlar bilmezlerdi. Ve o yüzden büyüktü uyumsuzluğum, umutsuzl...

Tahammüle Ünlem

Yorgunluk... Felsefenin etrafına yaydığı sisten Keskin ve kesin çizgili tüm belirsizlikten Olması gerekeni sağ yanına alıp Sağ gözünü sol eline koyan görmezlikten... Anlamsız oynayan ekranların Işıklı vitrinlerin gerekli görüldüğü, Gerçek ışığın aşk olduğu gerçeğinin Çerçeveletilip duvara asıldığı Duvarların çivi delikleriyle dolu olması bir yana Her şeyin sadece lafta aşıldığı İnsan iğrençliğinden. Yorgunluk... Aşka dair, ümitlerin yitişinden sağa dönüldüğünde korkuların ana girişinden Seçimler, alternatifler ve çoktan seçmeli soruların Şık adı altındaki rüküşlüğünden... Bir ölünün arkasından kalan ölüm kokusunun zehrinden Bir türlü masanın üzerinden kaldırılmayan Demode ve ölü yadigârı babaanne gümüşlüğünden... Yorgunluk... Gelmişinden geçmişinden, düzünden tersliğinden! *** Hayattan zevk almayan bir insan, ne yapıyorsa yaşamak için yapıyordur. Sevdiyse, uğraştıysa,  benimsediyse, yazıp çizdiyse "ben hayatı tek başımayken yaşamaya değer bulmuyorum, ...

Üçüncü Tekil Ben

Çocukça değil yaşlandırılmış bir acıydı bu defa, Kendisini üçüncü tekil gibi uzaktan izleyen kızın çektiği Ve kırmızı bir ışık bekliyordu o koyu karanlıkta Tutkuya dair şeylerin özlemini çekiyordu ne varsa yitirdiği... Mor salkımlar aşkı çağrıştırıyordu henüz dallarında Pekmez görünce düşünüyordu bir üzümün çektiği çileyi Şarap görünce rahatlıyordu, bitsem de yeniden başlayabilirim diye Oysa, kalbine dahili koymazdı bir yudumcuk içkiyi.. Çocukça değil olgunca bir acıydı bu Bu kez ağlamıyordu. Konuşmuyordu. -Acıtma beni- Kan kusuyordu, kanlar... Avuçlar dolusu. Bu kez susuyordu. Kendisini üçüncü bir tekil gibi uzaktan görüyordu. Kendini acıyor derdine yanıyor Ne yapsa da tekil kalıyordu Daha fazla yaralanmaktan korkuyordu -İncitme beni- Çocukça değil yaşlandırılmış bir acıydı bu defa Gözlerinin altı yaşlanmış gibi Kırış kırış halkalarla uyanıyordu sabahlara Kimi onun için zeki derdi kimi delinin teki -Hatta belki Selinin teki- Beynini görene kadar çoktan kıyıyo...

SARI (L)

Bu denizlere benden başka bir şair girmiş Bu toprak buram buram hasret kokuyor... Kendi gölgesine bile yabancılaşmış umut, Bu kız, ölüm meleğinin kanatları var sanıyor!.. Korku gibi, Kayıp gibi, Kendim gibi Ve "k" ile başlayan kaç kelime varsa Hepsini ana belliyor. Ruhun sınırlarını aşıyor insanAşk ülkesinde Sonra bir yalnızlık gelip ruhu daracık bir saraya hapsediyor... Susunca mı anlaşılıyor insan, Yoksa kaybedilince mi değerli oluyor? Oysa ben ne susmayı istedim Ne de kaybolmayı... Bana kötü davranan herkese çiçekler verdim İyiliğimi isteyen her yerde bıraktım felaket tohumlarını... Toplayamıyorum, yolamıyorum açıyor içimde pişmanlık çiçekleri Ben kötü biri değilim ki! Ben iyi biri değilim ki! Herkes gibi biraz kötü biraz iyi... belki biraz da deli Hep çok sevmişimdir eski Fransız filmlerini Bir otel odasında bulamazlar belki cansız bedenimi Ama anlarlar ölmek üzere olduğumu --Her yere bıraktığım gözyaşlarımdan-- Öyledir. Belki de ben haketmey...
Bir şey eksik ama ne? Gülüşlerim bile kayboldu bugünlerde Eksik olanla yaşamaya alışalım hadi Yaşamak adına yaptığımız şey Nefes alıp vermek olsun sadece... Zaten tüm maharet eksikle yaşamayı öğrenmek değil mi Zaten hep bir şey eksik -ama ne-??? Psikanalize burun büküyorum Kim ne derse desin Ve her kim ne derse Bilsin, Psikanaliz bir çözüm üreticisi değildir Ve çözümler lazım bize. Özgüven, öfke, sevgi ve daha nicelerine Ne eksik ne Bulamıyorum Bunalıyorum Eksik olan bir tutam neşe belki de ... Selestia

Üç Zaman Aşımı

İnsan ya geçmiş zamanda yaşar Acıları, anıları ve öfkeleri ile Ya da gelecek zamanda bir hayat kurar Çünkü mutludur hayalleriyle Şimdiki zamanı yaşayan bir adam bulsalar Sorarlar belki neyin ne olduğunu Kontrol ederler mutlu mu diye Yanında sen yoksan mutsuzdur sevgilim Avcunun çizgileri avucumun çizgilerine benzeyen sevgilim Ne kadar kara çalsa da hayatıma Sevdiğim sevgilim... Şimdiler sadece seninle güzel Çünkü bazen izin ister öylece gitmek İzin ver, ben gideyim... Selestia

Sonen

Evinde yalnız, mutlu ve huzurlu bir hayatın KDV'sidir aşık olmak. Upuzun yıllarda dolambaçlı yollardan yürümektir, kaybolacağını bile bile ve etrafında tonlarca yabancı ile... Hele baş yabancın, yalancının önde gideni ise, vay hâline! Başrol oynayacağı yerde kalbinde, baş belan oluverir ve hayatına girişiyle başlayan sevinç, yerini kalbine baltalarla girişmesine bırakıverir Ve asla insan "hadi beni mutsuzluğa sürükle", diye yer vermez birine... Sevda uçurum üzerinde bir ipe yerleştirilebilecek bir kavram değildir, akrobat olsa bile... Özlediğim şeyler var hayata dair. İçtenlikle kahkaha atabilmek, sevgi dolu sarılabilmek, kendimden çok güvenebilmek, ve sevilmek ve sevmek ve özlemek ve... Ki ben tercih ederim hepsini, nefes alıp vermek yerine. Satranç ve kader benzerdi birbirine. Seven insanlar zamanla benzerdi birbirine. Oysa zulmü reva ya aşkın, iki kurşun varsa ortada kalem olurdu. Biri birine, bir diğerine... Dün gece heykeller gördüm düşümde, hepsinde aşkın yüzü, ama...