Ana içeriğe atla

Kayıtlar

AY BİLE ESKİ

       Her aldığımız nefes bir intihar değil miydi aslında?       Berbat başlayan bir haftanın devamında hala yaşıyordum. Hala yazıyordum ve hafta başladığında ndaha kötü devam ediyordu üstelik. Yılın, lanetlediğim tek haftasıydı bu içine doğum günümün sığdığı hafta... Hala yazabiliyorsam, şu şekilde açıklayabilirdim durumumu: edebiyat kutsal olandan değil, lanetlerden besleniyordu.       En iyi, en acımasız, en kararlı ve en umursamaz satırlarımı yazıyordum. Ben, beni yazarken izleyebiliyordum. Ben, beni sevmiyordum.  Ben-kendimle-yaşarken-dalga-geçiyordum. Belki de ben ne yazmayı ne de yaşamayı becerebiliyordum.      Durdum.      Ardı arkası kesilmeyen intihar planları...      Her nefes bir intihar değil miydi aslında, insanoğlunun aldığı?        Hiçbir şey yapamıyorsam, yaşamdan çekilmek için daha hızlı nefesler alıp ve...

BU ŞEHRE SFENKSLER YAĞDIĞINDA

      Sabahtan akşama kadar bir şarkıyı dinlemeyi düşündüğünüz ve unuttuğunuz bir günün gecesinde hiç alakası olmayan bir biçimde, o şarkının kulağınıza çalınması...       Sabahtan akşama kadar bir kişiyi özlediğiniz ve görmeyi umduğunuz bir günün ertesinde, o kişinin her şeyi bırakıp sizinle aynı şehirde nefes alması...       Ne büyük şans!       Size de oluyordur böyle şeyler; efendim? Olmuyor mu? O halde ben, haddinden fazla şanslıyım...       Hayatı daha net görmemi sağlayacak bir gözlük buldum. Yalnızlığımı dahi madde ötesinden izlemek ne tuhaf. Bu camların ham maddesinden bir kaç yazı oluşturdum, ben diyeyim cam, siz deyin bir parça deri... Fark ettiğim şeylerle ilgili... Bunlar ne mi?       1-Arkanızdan ağlayabilecek biri kalmaz ve sadece o zaman kolaydır terk etmek bir şehri... Anıları, alışkanlıkları içine gömüp, yanında değil aklında taşımak yirmi dört yıllık bir zehri... ...

FEODAL PARAGRAFLARDAN POLİGARŞİK HİSLERE

Kelimelerim vardı, yazmak için kalemin ucunda biriktirip bir şişe şarabın ardına sakladığım... Kelimelerin vardı, söylemek için dilinin ucunda biriktirip hep yarınlara attığın... Ben düşünmedim hiç, "Ya bir yudum daha içemezsem", diye; sen de, o yarınlar hep gelir sandın... " Hem yara bandım, hem yaram" dın. Şimdi sadece, anılarımda kaldın. Uzaklaşmak istedim ve uzaklaştım. Senden, şehirden ve de kendimden. Uzaklastığımda gördüm ki, şehir bana kasvetiyle ilham verdiğinde sen, beni ben yapandın. Sırf bunun için belki de, çok sevmemeliydim seni ve belki sırf bu yüzden bilmeliydim bir gün gideceğini... Başaramadım. Her şeyi yarım bıraktığım gibi ben de hep eksik kaldım. Yazar değildim ama, yazandım. Kah bir notadan, kah senden, kimi zaman dolunaydan ilhamlar aldım. İlahi ilhamlar kapladı sonra şarabi benliğimi; ben de kimsesizlikte seni, sigarasızlıkta dumanı ve ışıksızlıkta gözlerini aradım. Evet, sonuçsuzca aradım. Uçsuz bucaksızlıkta aradım. İşin özüne inece...

Hayata Aşk Olsun

Kaynağı belli olmayan bir yanık kokusu hâkim şimdi şehirde... Herkes üstüne başına bakıyor "Acaba yanan ben miyim?" diye... Kor olmuş kalplere sahip olan insanlar da var, kör olmuş gözlere de... İçinde bir okyanus küfür biriktiren de var; deli gibi sevip söyleyemeyen de. Yandığını zanneden buzlar da var, "ruhum" diye hitap eden ruhsuzlar da var bu şehirde...  Ben mi? İzliyorum şimdilerde. Geçti özlemim, yepyeni bir gülüş sesi ve bir deliliğin neşesi ile...       Yarınımdan emin olursam eğer, ne anlarım yaşamaktan? Dünün aynısını, her gün birlikte uyandığın aynı insanı, evin yegâne fakat çatlak aynasını her gün görmeyi kaldıramam. Biraz huzur isterim hep ve birazdan daha fazla heyecan. Bundandır her güne sinirle başlayıp, önce kendimle çatışmam... Ben mi? Durağanım şimdilerde. Biliyorum ki bu hayat bana ikinci şansı verdiğinde, kolları çiçeklerle dolu olacak ve sırtında yeni bir yaşam... Ben mi? Tanıdığın o kızla alakası yok. Şu ben dediğimiz şimdilerd...

İhtimaller Denizinde Bir Çakıl Taşı

Gerçeklerin boğuculuğuna inat, ihtimaller biraz daha güzeldi... Yolunda gitmeyen şeyler sık yaşansa da, bir an gelir her şey düzelirdi... Hep ilk bahar, hep cıvıl cıvıl olacağını düşündüğümüz his mevsimleri geçer gider, siz hiç farkına varmadan, güz geliverirdi... Ve güven limanı sandığımız o insan, aslında tehlikenin tam olarak kendisiydi. Bir ihtimal daha vardı, o da ölmek miydi? İhtimal, hayallerin ikinci şahsa anlatılma sebebiydi. Dedim ya güzeldi ihtimaller, ama gerçekleşmesini çok isterseniz, üzerdi ihtimaller; işte, ''birlikte bir gelecek hayali'' de bunlardan birisiydi. Bir katsayının umutla çarpımı ve realitenin bu çarpıma oranıydı, insanoğlunun ihtimal dediği...  Bir yerlerde unutulmuş bir şeyin, orada bekliyor olma ihtimali sevindirirdi ya da kendiliğinden gelme ihtimali daha çok mutlu ederdi. İhtimalin derecesi önemli değildi, önemli olan neler götürdüğü ve neler getirdiğiydi... Bir ihtimal daha vardı, o da sevmek miydi? Aynı şehirde karş...

Sondan Dokuz

Her yazıya gözyaşlarımın eşlik ettiğini çok kişi bilmez. Hala seni sevdiğimi de... Ezanlar şahit, her harfte, bir yudum içtiğime. Hastalık teşhisleri konulmuştu oysa benim yaşlılık çeken, hüzün kokulu duman-nefeslerime... Bugünü seni düşünmeye ayırdım, tıpkı bundan önceki kağıda son kez seni yazdığım gibi. Ve yine bir daha düşünmeyeceğim, yine bir daha yazmayacağım kağıtlara ismini... Nefesimi tutacağım battıkça anılara, ve biliyorum boğulacağım sensiz yarınlarda... Çünkü sevdiğim herkes uzaktaydı bir şekilde ve ben kaybetmekten korkmuştum seni... ''-O kadar karamsar bakma geleceğe, belki bir şeref yoksunu gelir ve sen ona ''şimdiye kadar nerdeydin'' diye sormak istersin... -O şeref yoksunu zaten gelip gitti, kardeşim.  Sormak istediğim şey şu artık ''Hani hep yanımdaydın, şimdi nerdesin?'' Sayende koskoca bir çağdan, Devasa bir şehirden, Kendimden, senden ve aşktan Nefret ettim... Selin'S
İzlerin silinsin diye yağmurlarla yıkadım ardından, geçtiğin sokakları...  Unutmak için havai fişekler adadım meleklere, gönülleri eğlensin diye.  Gökyüzünü delip geçti, hüznümün ışıkları. İzlerini silmesi için harcadığım yağmurlar, canlar aldı bu şehirde... Unutayım dedim, sileyim her şeyi Aşka dair ne varsa, kalan içimde Hatırlamak istemedim artık ismini Öyle bütünleşmişim ki sensizliğinde, seninle, Hatırlamayı unuttum günün birinde... Aynı cümlede iki kez 've' kullanılmazdı, böyle öğretmişlerdi Devam eden hiçbir şeyi sevmiyor gibiydi insanlar... Gökkuşağı 7 renkten, hayat nefes almaktan ibaretti Zannedersin ki ömürleri boyunca bir kez aşık olmamışlar! Biz devam edelim 've'yle bağlanan cümlelere Biz gösterebilelim 8. rengi, gökkuşağı içinde Ve yine söylüyorum tarif etmeyi başaramayız belki Ve biz öğretebiliriz sevmeyi, Her bir küçük bedene... Selin'S