Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ARTI BİLMEM KAÇ

Yazıp yazıp buruşturduğum şiirlerdesin ve henüz anlam yüklenmemiş tüm şiirlersin sen... Amatör şairlerin amatörlüğü üstünden çıkarıp attığı ceketlerin cebindeki, mürekkebi bitip tükenmek bilmeyen kalemsin.Üzüldüğüm her olaya eklenen üzüntü, neşeli anlarımda mutluluğu törpüleyen bulanık bir görüntü... Ben boşluktayım sensiz, ben boşluğun kendisiyim. Yaşamak ağır geldiği halde inatla nefes alan, anlam karmaşıklarının çok bilinmeyensiz denklem çözümsüzlüğü, karamsarlığın yeryüzündeki ölümsüzlüğü suretinde bir kızım ben, seni aramadan bulabiliyorum her yerde, yaşama dair tek yeteneğim bu...  Baktığım noktada seni görmek, çalan ve kimsenin duymadığı şarkılarda seninle dans etmek beni şizofreni sahibi biri yapar mı? Söylesene, kalbime yaydığın sıcaklık, beni bir gün yakar mı, sorusunu sormalıydım henüz alışmamışken...Söylesene gözümden akan yaşlar bir gün yüreğine nehir olup akar mı? Hissediyor musun ben ağlıyorken ya da aklına geldiğim saniyeler oluyorsa söye lütfen, kutsal kılacağım o...

ÜNSÜZ SERİ KATİL: MADAM MUSTANG

Bu kitabı, bir katilin psikolojisini anlamama yardım eden bütün insanlara ithaf ediyorum. ON EMİR Karşımda başka ilahların olmayacak. Kendin için oyma put, yukarıda göklerde olanın, yahut aşağıda yerde olanın, yahut yerin altında sularda olanın hiç suretini yapmayacaksın, onlara eğilmeyeceksin ve onlara ibadet etmeyeceksin. Yehova 'nın, Rab'ın ismini boş yere ağıza almayacaksın. Sebt  gününü takdis etmek için onu hatırında tutacaksın. Altı gün işleyeceksin ve bütün işini yapacaksın, fakat yedinci gün efendin Rab'e Sebttir. Sen ve oğlun ve kızın, kölen ve cariyen ve hayvanların ve kapılarında olan garibin hiçbir iş yapmayacaksınız. Çünkü Rab gökleri, yeri ve denizi ve onlarda olan bütün şeyleri altı günde yarattı. Babana ve anana hürmet edeceksin. Öldürmeyeceksin. Zina etmeyeceksin. Çalmayacaksın. Komşuna karşı yalan şahitlik yapmayacaksın. Komşunun evine tamah etmeyeceksin, komşunun karısına, yahut kölesine, yahut cariyesine, yahut öküzüne, y...
'Var olmak için yok olmak lazım, parça bütüne kavuşacak ki hasret dinsin. Bütün musiki, bütün şiir, bütün bu aşk, bu bir çuval kemik, bu asi ten, bu aptalca endişeler ne olacak? Ne olacağını bilen var mı? Kader hep oynayamayacağı roller yükler insana, ve de ıslıklar... Alkışlarsa sahtekarların...' Cemil Meriç

KURTARILMA İHTİYACI DOĞURAN KURTARIŞLAR

O, benim gerçekliğimdi... En büyük korkum kadar, En büyük korkumun gerçek olması kadar, En büyük korkumun gerçek olup beni vurması kadar... Ben, onun ilaç şişesindeki zehiriydim, Ruhunda açtığım o derin yaralar, Bir zaman sonra benim bile içimi sızlattılar... O beni gerçekten sevmişti, Aydınlanana kadar karanlık görünür tüm ışıklar Ve içine çeker sizi, bütün o çirkin karanlıklar... Ben onu gerçekten sevmiştim, İncitecek, mahvedecek kadar kendimi belki Oysa, ''herkes öldürürdü sevdiğini'', O, duygularımı katletti, bir gün bile yas tutmadılar... O, benim isteğimdi İsteriz de olmaması gerektiğini biliriz ya bazen... Benim delice istediğim şeyler zaten asla benim olmadılar. Şarkılar, diyorum, bazı insanlar ve tutkular Sen gelmesen de bana her gün seni getiriyorlar. Yalnızlıklar diyorum, Onlar bile artık tat vermez oldular... Sensizlik sonra... İçinden çıkılmaz bir iş, bir girdap bir bataklık! Sensizlik diyorum, kurtar... Selin'S

Hüsn'ü Tahrik

Yokluğundan kaçarken kaybolduğum şehirlerde, denk geldiğim 'sen'den oluşan şiirler getirdim sana. Yine... Ben daha önceden de kayboldum, bulduğumda seni. Güldüğünde dudaklarının kenarında oluşan çizgilerde de kayboldum. Ben kahverengi diye biliyorken, içinde zümrüt madeni olduğunu keşfettiğim gözlerinde hapsoldum. Haftaları kovalayan aylar geçti, ayları kolaçan eden mevsimler, Deniz yükseldi, alçaldı deniz, ama senin kadar değil, benim kadar da değil; Ve sandığın gibi de değil, Ben ne deniz yükseldiğinde ne de biz alçaldığımızda sarsılmadım, sadece kendi göz yaşımda boğuldum. Umursamaz, ukala ve zamansız mekansız burnuma çarpan bir kokuya, ben seni sordum... Deli, acayip, şizofren diyormuşsun ardımdan... De. Vurdumduymaz, umarsız, başına buyruk diyorlarmış. Desinler. Hatta ben ekleyeyim diyemediklerini, Yazabilmek için, biraz ruh hastası, bir doz manyak, yarım saat serseri, bir tatlı kaşığı aşık, bir çekmece dolusu kaşık ve bir tutam maydanoz olmak gerekir efendim. ...

Süryani Satırlar

Öyle bir gel ki bana, ismimin, biçimimin, niceliklerimin ve niteliklerimin bir önemi olmasın... Yaşımı asla sorma mesela, önceden anlamış ol bir fark olmadığını, on yaşında olmamla seksen beş yaşında olmam arasında. Bana, beni evveliyattan tanıyormuş gibi gel, bana edebiyattan bahset, biraz da şiir ol bana... En sevdiğim dizeleri sor, ben sana ''Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır...'' diye anlatmaya başlayayım. En büyük korkularımı sor, ben en büyük korkumun ölmek değil sadece yok olmak olduğunu anlatayım. Dizeler hak et, mısralardan kapına süs, yoluna halı,başına taç yapayım. Öyle bir gel ki bana, daha önceden tek kelime okumamışım gibi, sen de yepyeni bir romana başlayayım... Bilmediklerimi öğret, eğer hala bir şeyler kaldıysa öğrenmem gereken... Bildiklerimi hatırlat, çok çabuk unuturum aklımda hiçbir şey tutamam ben. Bakışlarımı sev, bakışlarım kalacak  çünkü -ve sadece- yaşlandığım zaman bile değişmeyen... Sen oltanı gök yüzüne fırlat, dolunayı hedef al, ...
Her şeyi seninle paylaşırdım eskiden... Her anımı, bildiğim tüm notaları. Satırlarımı, yalnızlığımı ve habitatımı. Bir şekilde hayatıma girmiş olduğunu göz ardı edelim. Yalnızlıktan da yoruldum aslına bakarsan, Yazmaktan yorulmadım ama bir satır da haberin olsaydı...