Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylemsiz Bir His

Kavga ve ardından, geçen -geçemeyen- kaç gün. Ne kadar kızgın olduğum dönüyor aklımda Bunları bana yapmaman gerektiği geçiyor içimden İçim iç isyanları bastıramadan hükümdar değiştiriveriyor Bir bakmışım, bir öfkeli bakışımdan sonra Devralmış mantık tüm his azınlıklarını. Kopuyor işte içimde bir parça sen daha, Hele bu son parçaysa, içimde kalan, senin namına Unutulmak üzeresin diyorum, fazla uğraşma. Ayrılık geliyor ve ardından, geçen bir kaç huzurlu gün Ve ardından, Upuzun, hüzünlü, yerini dolduramadığım aylar... Aylar ki, geçemeyen... aylar, bitmek bilmeyen... Ne kadar kızgın olduğumu bile hatırlamıyorum Neyi yapman gerektiğini ne yaptığını unutmuşum işte bir şekilde. Mektubunu buluyorum, bir adet de mum. Bir de sabun. Sabun işte, sabundan hediye mi olur deme, Ben gelmişim aklına onu görünce... Sonra çok yıprandığımız geliyor aklıma Çok yıprattığımız. Ben özlüyorum, sen de özlüyor musun? Özlüyorum işte, bir şekilde. Canım acırcasına. Fakat ben hiç ağlamadım sen...

''Anıların için teşekkürler...''

''Ağlayan bir kadını yanında taşımak gurur verici, çünkü kadın zaten hassastır ve bu senin hislerinin ne kadar güçlü olduğunu gösterir. Ben senin ağlamandan utanmıyorum. Ben sadece senin ağlamana üzülüyorum.''

Hoşgeldin Yeniden

İ çimdeki ses benimle inatlaştı bugün, ‘Yazamazsın’, dedi ‘eğer mutluysan.’ Ben de aldım yanıma özlemlerimi, Bıraktım içimde biriktirdiklerimi, Bittiği yerde değil, başlangıç noktasındayım daha sözün, Bir anlamı kalmaz bu satırların, gözlerinle dokunmazsan… Siz, beyefendi. Siz benim tarafımdan çok sevildiniz. Tüm noktalarında gezindim sevginin, Yokluğunuzda çok anıldı isminiz, fazlasıyla özlendiniz. Var etmek isteyip, gel diyememek… Siz de belki yaşadınız, belki bilmezsiniz. İsminiz, diyorum; Başka kulaklar tarafından duyulunca acıtıyor. Mutluluk verici, isminizle hitap edebilmek… Bir iki cümle de olsa konuşabilmek sizinle, Bir senelik nefes alıp vermeye eş değer. Eş değeriyle zamanın, sevginizi umut edebilmek; Uykuya dalışlarım, herhangi bir rüyama gelmeniz dileğiyle. Anlamazmış insan, Başka hayatlara sığamadığını fark etmeden, Hiçbir yeri huzur limanı olarak görmeden, Bir daha o kadar tutkuyla sevemeden anlamazmış. Hiçbir bakışa gözlerini değdiremediği andan itibaren, Yerinin...

SENSİZLİĞİN ERTESİ

Her sabah, kendime bir bilmece uyanışlarla açarım gözlerimi Her gece, kendimde kaybolmamak için açarım şişemi Bir şişe ki denizden mektup getirmişçesine, Kâğıtlara döker söylemek isteyip de sustuğum Bütün hislerimi... Her gece, küçükken annemin anlattığı bir masalı İçimde tekrarlayarak uykuya dalmaya çalışırım. Aklımda belirir bir soru işareti: neden işe yaramadı? Belki yaşımız ilerledi belki de saat sabaha yaklaştı... Belki sadece saat dokuz buçukta işe yarıyordur masallar, Ya annemi dinlerken ya da bir şişenin dibini ezberlerken Sebepsizce duygularım silindi, Aklım bulandı... Yok artık ne o mektupların, Ne de masalların tadı. Tüm tatları hayatımın, Kursağıma, çocukluğuma ve maziye dönük sislere Saplanıp kaldı... Selin'S

BİR HAYAT SELİ

BİR HAYAT SELİ Özgür olabilmek şekil değiştirmez mi sanıyorsunuz? Özgünüm, özgürken bile... Bir balonu hayata bağlayan bir ip kadar değere, Layık göremedi beni hiçbir baloncu... Ben de uçayım dedim göklere... Öylece ve öylesine, Amaçsızca uçmak işte! Özgünlük diyordum, Bir an aslıma dönüp bir an yitip gidiyordum... Aslında, aslıma uzaklaştıkça buluyordum İçimde kaybolan bir şehre, Kendime yabancılaştıkça, yaklaştığımı hissediyordum... Bir şehir oluyordum, Yitik, efsane ve bir şehir işte, Kafama göre. Kayboluşlar buldum. Evet, tüm bulduklarımı esrarengiz bir güçle sanki kaybediyordum. Biliyorsun, biraz daha istesen gözyaşı Selin olabilirdim, Biliyorsun, beni biraz sevsen, bir hayat Selin. Ben kendime uzaklaştıkça Yitik bir şehirde hapsolan, sevgiden yoksun kalbine Bir baloncunun küçümsediği çürük iplerle Bağlanıyordum... Üzgünken bile özgündüm ben, Aslında özgürken üzgün ve özgündüm desek daha doğru... Bir hikâyenin başrolü oldum sanıyordum Farkında değilmişim meğer ama ezberley...

SU ve AŞK

Su da, aşk da çırpındıkça boğar ve batırır insanı... İşin içinden çıkmaya çalıştıkça dibe çekilirsiniz Ya her gün ölür, Ya da bir kez gömülürsünüz. Suda ve aşkta, ilerlemeyi bilmiyorsanız Ne yapacağınızı şaşırıp Bir kaybetme korkusuna kapılırsınız. Birinde 'can'ını Diğerinde canını... O can kayar gider habersizce, aniden Ve kurtarmak için hiçbir şey gelmez elinizden. Su da, aşk da sırılsıklam eder insanı Ve öylesine hoş bir histir ki bu İstemezsiniz bile üstünüzü, başınızı gözyaşınızı kurulamayı. Su, aşkın gözyaşıdır, Aşksa, suya hasret... Öylece bekler kavuşmayı. Aşk da, su da varoluştur, yaratılıştır. Ve ne tezattır ki, İkisi de yok eder kendisine kapılanı... İkisi de ne güçlüdür Oysa ikisi de affetmez, kendisine yapılanı. Aşk da, su da eğer soğuksa dondurur İnsanın kalbini bedenini... Ve bir andan sonra öyle bir noktaya gelirsiniz ki, İstemezsiniz bir daha ısınıp çözünmeyi Başka sularda Başka bakışlarda... Bakışlarınız donuktur artık, tepkileriniz donmuştur Ve hafı...