Her sabah, kendime bir bilmece uyanışlarla açarım gözlerimi
Her gece, kendimde kaybolmamak için açarım şişemi
Bir şişe ki denizden mektup getirmişçesine,
Kâğıtlara döker söylemek isteyip de sustuğum
Bütün hislerimi...
Her gece, küçükken annemin anlattığı bir masalı
İçimde tekrarlayarak uykuya dalmaya çalışırım.
Aklımda belirir bir soru işareti: neden işe yaramadı?
Belki yaşımız ilerledi belki de saat sabaha yaklaştı...
Belki sadece saat dokuz buçukta işe yarıyordur masallar,
Ya annemi dinlerken ya da bir şişenin dibini ezberlerken
Sebepsizce duygularım silindi,
Aklım bulandı...
Yok artık ne o mektupların,
Ne de masalların tadı.
Tüm tatları hayatımın,
Kursağıma, çocukluğuma ve maziye dönük sislere
Saplanıp kaldı...
Selin'S
Yorgunluk... Felsefenin etrafına yaydığı sisten Keskin ve kesin çizgili tüm belirsizlikten Olması gerekeni sağ yanına alıp Sağ gözünü sol eline koyan görmezlikten... Anlamsız oynayan ekranların Işıklı vitrinlerin gerekli görüldüğü, Gerçek ışığın aşk olduğu gerçeğinin Çerçeveletilip duvara asıldığı Duvarların çivi delikleriyle dolu olması bir yana Her şeyin sadece lafta aşıldığı İnsan iğrençliğinden. Yorgunluk... Aşka dair, ümitlerin yitişinden sağa dönüldüğünde korkuların ana girişinden Seçimler, alternatifler ve çoktan seçmeli soruların Şık adı altındaki rüküşlüğünden... Bir ölünün arkasından kalan ölüm kokusunun zehrinden Bir türlü masanın üzerinden kaldırılmayan Demode ve ölü yadigârı babaanne gümüşlüğünden... Yorgunluk... Gelmişinden geçmişinden, düzünden tersliğinden! *** Hayattan zevk almayan bir insan, ne yapıyorsa yaşamak için yapıyordur. Sevdiyse, uğraştıysa, benimsediyse, yazıp çizdiyse "ben hayatı tek başımayken yaşamaya değer bulmuyorum, ...
Yorumlar
Yorum Gönder