Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ÇOK EKSİKLİ DENKLEM

Sonradan farketmişti kız. Her gittiği yere onunla karşılaşabilme umudu ile gittiğini; aynı şekilde bir yere gitmediyse, onunla karşılaşma korkusundan veya onun orada olmadığını bildiğinden gitmediğini... O'nu daha çok yaşayablmek için birlikte söyledikleri ve dinledikleri şarkıları tekrar tekrar dinlediğini. Bunların hepsini bilinçsizce yapıyordu. Farkında olmadan, bindiği dolmuş onun evinin önünd en geçerken boynu geride kalıyordu kızın. Oysa onun geceyi kimin yanında geçirdiğini, evde olup olmadığını bile bilmiyordu. Düşünmek de istemiyordu. Şehirden bu yıl değil gelecek yıl ayrılma planları yapıyordu, aynı şehirde nefes almak bile güzeldi. Yazmak istedi, ne yazacaktı? Yaşanmışlık üzerine yazılabilirdi belki, ama yaşanmamamışlık üzerine ne yazılacaktı? Hem 'sıkıcı bir yazı olur' diyordu; zaten bugünlerde her şeyden sıkılıyordu.Bir insanın bu denli sıkılabileceğini bu yaşına kadar bilmiyordu. Üstelik ne yazacaktı ki, her şey baştan aşağı tezat, dengesizlik ve ironi silsile...

BÖYLESİ ANKARA

Bir parça tozlu anı, biraz kayıp bir çocukluğu buluşum mudur bilemem, Ankara'ya böylesi bir aşk büyütme sebebim... Bildiğim her şey muallakta, tek bir şeyden yok şüphem Ankara, Ankara olalı, hiç bu kadar özlenmemiştir.  Uçlarda yaşadığım için midir bilemem, İyi kötü tüm duyguları Bir tek şeyden yok şüphem, Ankara kimse tarafından bu aşkla sevilmemiştir. Sana doğru gelen tüm yollar kapatıldı ardımdan Bir kaç mısra ekledim, iki yitik hayattan Alacağım kalmadı, uzaklaşan kahırdan Hiçbir gözden Ankara için böyle yaş dökülmemiştir... Kaybolmuş değilim henüz sadece yolumu bulamıyorum, Hapsolmadım emin ol, yalnızca içinden çıkamıyorum, Bağlanmadım öyle kör düğümlerle ama, çarem yok çözemiyorum Hiçbir şehir tezatlarla böyle bütünleşmemiştir. Şarkılar girer hayatıma, insanlar çıkar Boşluğu doldurulur notanın da, canın da En zayıf anımda çalan ana-kara notalar var, Ankara hiç kimse tarafından böyle uzun dinlenmemiştir. Selin'S

KANLI KELAM

Hayallerim kırıldığında, duyarım seslerini Kanlı kelamların, delip geçer içimi… ‘Bir öpsem, ikinin hatrı kalır; iki öpsem üçün boynu bükük’ Hatırlıyorum en sevdiğin şiiri. Seni sevmek, duyulmamakmış kendi çığlığında, sevgili. Seni öpmek, farksızmış karanlık girdaplarda dibe çekilmekten. Seni sevmek, ölmekmiş. Kaldı ki ben, hiçbir zaman korkmadım ölmekten. Sarılmak sana, saf güvenle ve içten Tezatlarla doluydu, sarılmak sana Sen hiç hissetmeden. Tüm kemiklerimin kırılması, Kalbimin demirden bir el tarafından sıkılmasıydı. Sarılmak sana… Senin haberin yokken. Oysa saçlarımın dalgasında ilham bulurdun istesen Hissetsen, Hislerimi fark etsen, Firar ederdi rengarenk kelebekler, İçimde uçuştukları yerden. Gökkuşağı çıkardı dudaklarımdan,satırlarımdan Kanlı kelamlar yazmak yerine, Senli harflerle başlardı her dizem. Korkuyorum başlamandan, derken Korkuyorum sevmekten seni Özür diliyorum ‘ölmek’ten Selin’S

HER HALİ SANATTIR BİR KADININ

Hayaller bırakıyordu kadın, kurak gözlerinden Yağmur sonrası nemini çekmeyen, yeni sulanmış- kurak gözlerinden. Hayır, ağlamazdı kadın yaşadıklarına. Hayır bırakmıyordu hayalleri bir merdiven boşluğuna. Bir asil edayla fırlatıyordu, Her bir hayali, içler acısı seslerin eşliğinde Parçalanıyordu. Sessizce bekliyordu kadın, bihaber gideninden Dolunayla konuşuyordu bazen; benimsemişti üstelik, şikayetçi değildi Kısacık kestiği saçlarıyla çevrili yeni kırık bakışlı yüzünden. Hayır ağlamazdı kadın pişmanlıklarına. Hayır haber beklemiyordu gideninden aslında. Birkaç buruk saç teli döküyordu merdiven boşluğuna Her bir saç teli, bir anıyı taşıyordu, O, unutuyordu… Selin'S

İNSANOĞLU'NA RAĞMEN

Kim demiş ki ‘insanoğlu hassastır’ diye? İnsanoğlu hissizdir efendim. Hem de öyle bir hissizdir ki, o bünye, kendine her şeyden ve her şerden arıtılmış biçimde gelen hisleri en hassas noktalarından kırarak, kendinden uzaklaştırır. Hastadır insanoğlu. Takıntılıdır, kendisine sorsan taviz veremeyeceği katı kuralları, gönül hanesinde kiralanmaya hazır minik şirin odaları ve elbette vazgeçilmez olan geçmiş yaraları vardır. Ha, bir de günü kurtarma çabaları…     Ölünür efendim, çok istediği şey uğruna ölür de yine de yaşar gibi görünür insanoğlu. Yılların, hislerin, kuralların başaramadığını başarır tek bir insanoğlu… ve kuralları yıkarsın, geçmiş yaraları sararsın, iç dünyandaki boş odaların duvarlarını kırarsın. Öyle gürültülü bir tadilat dönemi başlar ki içinde, baş ağrısından yerinde duramazsın. Öyle içseldir ki bu gürültüler, duyuramazsın… Bildiğin tüm dinlerde ve inanışlarda temize çekersin imanını, O’nun adıyla O’nu esirger ve sevmeye başlarsın. Önceden bu kadar canlı ...

HİÇBİRi

Mesela ben, Kalp kırılmasının sesini duyardım hep Bir kalp kırılırdı, bir yağmur başlardı inceden Gülüşleri mavilerde bulurdum Daha güzel bir ses duyar gibi olurdum Yosun sesinden. Yok’ un sesinden… Var olduğun zaman sen. Demek ben, Yaşıyormuşum madem Hadi bırakalım nefes almayı. Oysa ben, Özlerdim, mücadele verirdim hep. Ne mücadele sonuç verirdi, ne de özleyebilirdi özlenen. Korkuyorum senden. Hiç kimselerin görmediği bitap kar çiçeklerinin Bahçemde açmasından doğan bir korku gibi bu; Nadide, kıymetli ve de fani bir şeye Koşulsuzca bağlanıp, korkuyorum sevmekten… Halbuki güvercindin sen. Çabuk incindin sen. Benim savaşlarım vardı seninle paylaştığım, Benim savaşlarım vardı, kurşunları kederden… Benim mucizelerim vardı tel duvar arkasında Kusursuzluğun gelecekle anlaşmasıyla birlikte Tatlıya bağlanabilen… Bundandır belki Savaşların ortasında bekleyip Yıkımları hayal etmem. Galiba sen, Bir temiz kağıt, bir tane mürekkepli kalem Ve kimselerin ayak ...

Benim bu şiire hayranlığım aşktan bile öte...

Her yerde dursun, odamda, defterlerimde Blog'umda, telefonumda... Her yerde. Aşkı ne güzel anlatmış, Soyadı bir harf eksilen şair. Belki de sadece bunun için sevmeliydim ve Keşke yalnız bunun için sevseydim seni. KEŞKE YALNIZ BUNUN İÇİN SEVSEYDİM SENİ / Cemal SÜREYA (Cemal Süreya'nın Güz Bitiği Kitabında bu dizeyle son bulan 20 şiiri)                                      İKİ KALP İki kalp arasında en kısa yol: Birbirine uzanmış ve zaman zaman Ancak parmak uçlarıyla değebilen İki kol. Merdivenlerin oraya koşuyorum, Beklemek gövde gösterisi zamanın; Çok erken gelmişim seni bulamıyorum, Bir şeyin provası yapılıyor sanki. Kuşlar toplanmış göçüyorlar Keşke yalnız bunun için sevseydim seni. EŞDEĞERİYLE YAN Eşdeğeriyle yanyana yürürken Cehennem sokağında birey olmak, Ve en inceldikten sonra İlkel s...