Hayaller bırakıyordu kadın, kurak gözlerinden
Yağmur sonrası nemini çekmeyen, yeni sulanmış- kurak gözlerinden.
Hayır, ağlamazdı kadın yaşadıklarına.
Hayır bırakmıyordu hayalleri bir merdiven boşluğuna.
Bir asil edayla fırlatıyordu,
Her bir hayali, içler acısı seslerin eşliğinde
Parçalanıyordu.
Sessizce bekliyordu kadın, bihaber gideninden
Dolunayla konuşuyordu bazen; benimsemişti üstelik, şikayetçi değildi
Kısacık kestiği saçlarıyla çevrili yeni kırık bakışlı yüzünden.
Hayır ağlamazdı kadın pişmanlıklarına.
Hayır haber beklemiyordu gideninden aslında.
Birkaç buruk saç teli döküyordu merdiven boşluğuna
Her bir saç teli, bir anıyı taşıyordu,
O, unutuyordu…
Selin'S
Biricik anneannem Sadiye ÖZBEY'in anısına... Bu yaşa kadar hiç kimseyi kaybetmeden gelmiş olmam, belki şükür sebebiydi belki de şımarıklığa yol açmıştı bilemiyorum. - ara sıra insanlarla aramda geçen küslükleri saymazsak.- Ölüm hakkında düşünmek ve ölüm fikrine kendini hazırlamak ile ölümü yaşamanın arasında dağlar kadar fark varmış. Bir insanı hayatından çıkarmakla bir insanın hayattan silinip gitmesi arasında uçurumlar varmış. Otuzuma beş kala verdiğim ilk kayıpla, kaybetmeyi öğrendim. Her şeyi kontrolüm altında tutmaya çalışırım normalde, genlerimden gelen bir 'aşırı kontrol' durumuyla yaşıyorken, bazı şeyleri asla kontrol edemeyeceğimizi ve ne yaparsak yapalım bazı şeylerin asla değiştirilemeyeceğini fark ettim. 4 saatlik 4 senelik ya da 94 senelik bir yaşam arasında hiçbir fark olmadığını gördüm. Oysa 94 seneyi toprağın altına sığdırmak daha zor olmalıydı, o çukur daha derin kazılmalıydı meselâ ve anneannemin bedeni daha heybetli olmalıydı... *** İnanmak ile ina...

Yorumlar
Yorum Gönder