Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kivi Çekirdeğini Doldurmayan Acılar

"Nefret ettiğini söylüyorsun, peki gerçekten ne hissediyorsun? Çünkü bunu diğer insanlara söylediğin zaman sadece söylediğini algılarlar ama ben biliyorum ki ilk aşkı unutmak kolay değil. Öyle kolay değil o işler... İlk emeklerin, ilk hislerin... Özlemiyle yanıyor olman lazım, ben olsam saçımdan itibaren alev almıştım şimdiye kadar... Özlemiyor musun?" Kırmızı kadına sordu bunu, ruhu kara saçları ve gözleri kara olmasına rağmen saçlarının ve gözlerinin karartısını aydınlık renklere saklayan kadın. "Elbette... İlla ki... Çok özlüyorum." Bir sessizlikten sonra devam etti: "Ama annemi kaybedişim geliyor gözlerimin önüne, Sonra insanlara 'ne kadar da şımarıklar' gözüyle bakıyorum sonra kendimi şımarık hatta hadsiz hissediyorum! Biri senin için o kadar emek vermiş ve artık istesen de göremeyeceğin bir insan, Diğer yanda senin annelik yaptığın ve kendi zevklerinden uzaklaşamamış, seni kendisi için değişmeye layık görmemiş, hak etmediği halde hala nefes ala...

Hayatımın İspanYOLCUsu

Merhaba, Her tavrın, her yüzün, her sesin senin tavırlarına, yüzüne ve sesine benzemesini isteyişim bu gidişle beni kendime düşman edecek... Merhaba satırlarımın sahibi, Hislerimin veya benim değil sadece sana yazılanların sahibi olarak kalacaksın. Başka çare yok ve neredeyse eminim üstelik: bu karar beni ciddi ölçüde pişman edecek. Uzun imgelerle yorduğum yazılardan, uzun açıklamalarla harcadığım yıllarımdan, uzun sessizliklerle tükenen anlarımdan, uzun süreler boyu silinmeyen anılarımdan özür diliyorum. Bir de senden. Aslına bakarsan sebebini pek düşünmedim.  Eğer biraz olsun hafızası güçlü bir kadın olsaydım, sözlerini atamasaydım eğer içimden, kırgınlık saklayıp büyütseydim sevgi yerine hayatımı ve hayatını cehenneme çevirirdi öfkemin ateşi. Anlamaya çalıştım seni. Emin ol hiçbir çabam sonuç vermedi. Ben de çırpındıkça batmaya başladım, panikle boğulma eşiğinde, son arzusu zamanı geri almak olan herkes gibi.  Yüz hatların, güldüğün zamanlarda çatlatırdı fikrimce, dünyan...
Bir kaç gidişti hayatımın özeti; düz bakan, gelişine yaşayan biri bunu böyle anlatabilirdi. İşin özü büyük mücadelelerdi. Aşka dair... Hani en çok istediğiyle sınanırmış ya insan, ben de bu hissi doya doya yaşamak istediğim için sanırım, sevgi bana yasak, aşk bana haram... Yokluğun mu? Sorma gitsin, zehir zemberek bir tat, nefeslerim diziliyor içime, hayat sensiz geçmiyor boğazımdan. Sen olmasan başkası olacak yalan söyleyecek değilim, ama sen ol, istediğim sensin, demiştim;  başkasını kaldırmıyor ruhum, başka sese tahammülü yok kulaklarımın ve senin rengini arıyorum hep gözlerde, bazen gölgeli, bazense hare hare... Bir cam fanus bıraktın bana, hayallerim gibi kırıktı. Sen yoktun, balık yoktu, mevsim yoktu. Senin olan-bitenden haberin yoktu. Bir de... Bir de sensiz en parlak yaz günü bile puslu, en sıcak deniz bile soğuktu... Denizden doldurdum fanusu, kırıklardan aktı tamamı, kısa süre içinde. Anıları koymak istedim, almadı. İçime ağlamaktansa ona ağladım ben de. Gözyaşlarımla...
Korkuyordum, Korkunun kendisiymiş gibi korkuyordum... Bu şehre kokun sinmiş, Her attığım adımda buram buram seni kokluyordum... Hayat korku doluydu, sokaklar senin kokunla kutsanmış; Ve ben aynı anda hem seni hem de seni kaybetmek korkusunu, Nefes alır gibi korkarcasına, yaşıyordum... Ben seninleyken yaşıyordum, şimdiyse Her gün gözlerini yeniden görebilme umuduyla, Çıplak gözle güneşe bakıyorum... Parlıyor elbet, bakışların kadar olmasa da Yakıyor içimi... Gözlerimi kaçırıyorum. Korkuyordum, Özensiz tavırların, önemsiz hislerin habercisi gibiydi. Muhtemel ayrılığın, bir simgesi gibiydi... Şimdi, yaşıyorum Burnumdan oksijen çekip, havaya karbondioksit bırakıyorum. Ve ne büyük acıdır ki, Bunca acıya rağmen, Ben seni hala çok seviyorum... Selin'S
Aritmik kahırlarla bedeni saran bir işkence, uyku... Tekerrür... Tarihin tuhaf kişiliği! Her gece uyuduğum aşkın kokusuna Her sabah açasım olmaya olmaya açtığım gözlerimi Kapatmam lazımdı unutkan karanlıklarda... ''Çünkü acele etmeliydi, kendi ölümünü ıskalamamalıydı insan'' ve yine yalnız bir nefes... Karavana! *** Abartılı hisler yaşıyorum,yargılama hakkı vermeden kimseye... Hem korkak hem cesurum aşkta, hangisi işime gelirse... Aklına bile gelmediğimi, sevilmeyip özlenmediğimi bile bile Hem özlüyorum, hem boğuluyorum şehrin sensizliğinde. Geçmişin içinde kendimi kaybettim, Seninle geçirdiğimiz günlerde... Anılarımızda boğuluyorum şimdi, Bir ömürü sarılıp geçireceğim Olandan bitenden bihaber kadehlere... *** Selestia

Öyle Bir Bitap

Eğer gün gelir de aşkla tanışırsam, Ben ses etmeden beni anlayacak, Sevgisini gözleriyle dünyaya anlatacak, Yaşamı anlamlı ve güzel kılacak -Belki biraz sana benzeyen birini- görmüşümdür. Eğer ağlayan yoksa yanı başında mezar taşımın, Yapayalnız yasadığım gibi "Öylece, öylesine, sıkıntıdan" ölmüşümdür. Eğer öylece ölüp gittiysem, Birisine kendimi anlatma isteğimi, kendimle gömmüşümdür... Hiç anlaşılmayan, her şeyi hep anlayan ama anlatamayan biri olarak yaşayıp, hiç yaşanılmadan göçmüşümdür. Eğer diyorum, eğer olur da özlersen, Gelip toplama küllerimi, Aniden yandığım gibi, Bir anda sönmüşümdür... Selin'S
Sırılsıklam olmuş bir ağacın tüm yapraklarıyla yağmura kucak açması gibi, tüm hücrelerim ve benliğimle aşıktım sana... Sular seller gibi seviyordum, bir tane daha aşk kalmamışçasına seviyordum, dünya üzerinde hiç bir yerde... Gözlerimi kapatıp çok etkileyici bir sesten 'silence'ın içime işleyişi gibi... Uzakların içime işkencesi gibi, tüm hakikat kavramlarını baştan yazarcasına, her gözlerimi açışımda yeniden aşık olurcasına; her sinirimin tam bir metamorfoz sonucuyla aşka dö nüşmesini hayretler içinde izlerken, hayretin kendisi gibi şaşırarak kendime, dönüp küfretmenin rahatlığıyla tüm evrene, hiç aşka inanmayan ben, seviyordum işte... Ölürcesine, tekrar dirilircesine ve sustuğum halde dünyanın bir ucundan duyulurcasına... Tüm sevgi terimlerini yıkıp, yerine yeni kelimeler bulurcasına... Yağmurlar gibi seviyordum, hayat suyu oluyordu aşk bana, ben sana yağıyordum inadına. Selin oluyordum, toprağın oluyordum sonra, tüm göz yaşını içine çeken... Boşluğum şimdi ne tadım var ne...