Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Bakarsan bu sözleri yazan ben değilim, tipime gitmiyor bir kere! Günü kurtarmak için yaşayan, hissiz, vurdumduymaz biri olmalıydım ben... Bir dolunay manzarası izler gibi yüzünü izlemek değil, ay ışığında dans etmek olmalıydı benim işim. Lakin gel gör ki, içimle hiç örtüşmemişim. Sevememişim vakitsiz gelen ağır hisleri, baş edememişim, yığılıp kalmışım öylece... Ağzımı oynatıp da derdimi diyememişim, susup kalmışım iyice... Önemsememişim uyakları, dur-durakları, kuralları; uymadan, dur-durak bilmeden, kural tanımadan gidivermişim, yapayalnız yürürcesine... Ölümsüz olmak isterken ölmüşüm de dur diyememişim ölümün soğuk nefesine... Kabullenmişim gönülsüzce. Yaralarım hep kanamış da, yara bantlarını görmezden gelmişim. Kanımca, kanı severmişim. Bir bilsem, ben kimmişim? Öğrendim. Sabrı, reddetmeyi, gülümsemeyi, itmeyi... Ben kimmişim öğrendim. Sözdüm ben. Bir şarkıya, bir kavgaya, bir mektuba anlam verebilen birkaç satır. Önemsizdim ben, özdüm, sözdüm. Ne duyabildin beni, ne de ben se...
Dünyanın kendisine tek armağanı bir keder kamburuydu ve bununla mutluydu kadın. ''Hiç değilse, beni düşündü'', diye sevinerek sırtında taşıyordu bunu, başka nimet beklemiyordu. Kadın, Dünyaya çok aşıktı ve işin tuhaf yanı, ölüm de onu deli gibi istiyordu... Oysa, bir annenin sonsuz şefkati ve sabrıyla yaklaşıyordu dünyaya, üzerinde ne varsa yaşayan, seviyordu... Soracak olsam ısrarla savunurdu bence, aşkın keskin bir obsesyon olduğunu, İyiyken şahane, değme keyfine, mutluluk işte bir ucu; Özlerken döndüren deliye, yakan kalbi, kılıçtan keskin diğer uçla birleşip düğüm oluyordu. Kadın, eksik yönünü bulmak için aşık oldu ama bu dünya ona fazlaydı, ona çoktu, ona yoktu O şarkılar söylüyordu şiirlerin saçlarını tararken Ve kalemi mavi mavi ağlarken ona yine dilsiz şarkılar eşlik ediyordu. Kadın, yaradılıştan önce yaradılışı biliyordu, umursamadan bir sigara yakıyor, sigarayla yanıyor, kül olup yeniden doğup yeniden yaratıyordu. Kadın aşık olmuştu. Zamanın öylece ...
D-e ve f harflerinin alfabede peşpeşe gelip sonra d-e-f olup gitmesi gibi gitmek istiyorum. Bazı intiharlar gazetede başlık olabilecek kadar şanslı değildir. Habersiz gitmek istiyorum... Kalabalık geçip giden otobüslerin duraksız duyarsızlığınca bir umursamazlık içinde, basıp gitmek istiyorum... Son bardağı çıkaramayan bir çaydanlığın utancı içinde, içime akıp gitmek istiyorum... Yıllanmış fayansların kavuşmasına engel siyahlıklar misali, yılların rengini alıp avcuma, solup gitmek istiyorum... Hiçbir zamansız mekânın doğru basamağına atamadığım kararsız adımlar gibi değil, hızlıca ve koşarak gitmek istiyorum... Uykularıyla uyumsuz geceler ve gündüzleri kovalayan sinsi akrepler gibi, akıtıp zehrimi gitmek istiyorum... Uçurumu alıp karşıma, Artvin'in karşısında tek başıma içtiğim bir büyüğün en küçük damlasına kadar uçurumlardan düşüp, yok olup gitmek istiyorum... Gitmek istiyorum bile bile kalacağımı, biraz şans biraz da cesareti alıp avcuma, şimdiye kadar tüm kötülükleri at...
Hayatın kilit cümlesini yakalayabilmek için anahtar değil aşık olmalıydık ve şimdi eşyalara değer vermememe rağmen en değer verdiğim şey mavi bir kum saati... Hala seni yazıyor, hala sana içiyor, hala senle yaşıyorum. Ne büyük alışkanlıkmış meğer şu sevgi! Üşüdükçe senle ısınıyor, yazmak geldikçe kalemime seni düşünüyor, sen sen kokuyor ve senli bir umursamazlığa bürünüyorum. Seni merak ediyorum, derin bir cümledir. Seni özlüyorum ise tam bir girdap... Düştüm içine, o girdabın, çıkamıyorum... Hayaletler bırakıyorum sonra geceye, ölmüş hayallerin hayaletleri. Ben aha çok gündüz saatlerinde ve bir yudum çay eşliğinde yazıyorum. Bir nefes daha yanında kalayım diyorum, olmuyor,bir tek geri adım atamıyorum. Bir yerlerde yeniden karşılaşmak umuduyla yazıyorum. Emeğe dökülmüş bir damla terin leylak renginden sana, selamlar gönderiyorum. Ben sadece sevme eylemine uygun değilim, biliyorum. Bekliyorum, içimdeki ben beni aşsın. En iyi şiirim dökülsün bir kağıda... Bekliyorum, kardeşlerim büyüsün,...

Yük-ÜM-lü

Hayat, hiçbir zaman yük olmadı omuzlarımda, Bir tüy gibi hafif ve bir masal kadar kısaydı... Ama ben her zaman yük gibi hissettim kendimi Hayat denen limanlara yanaşan işçi gemiler gibi Belki, yüklerim fazlaydı, Belki yükümlülüklerim Belki de, ruhum bir bedene sığdırılmak için Çok fazla uçarıydı... Bir sözcük olabilmek vardı senin söylediğin şarkılarda, Şarkıların notasız, ruhun kuralsız, hayatta duruşun rahatsızdı Ama ben her zaman müzik gibi hissettim kendimi Bir başka evrenden gönderilen mistik bir melodi belki... Belki sözlerim eksikti, Belki hislerim, Belki de hislerimi belli edebilmek için, Kalbim fazla yaşlıydı. Hayat, hiçbir zaman yük olmadı omuzlarımda, Ben onun üzerinde bir yük gibi hissettim kendimi... Ah, bırakıp gitmek vardı şimdi Bedeni, herkesi, her şeyi, her şehri... Ve aynı zamanda yeniden vücut bulmak, Her şehre hakim olmak, Seninle birlikte sevebilmek herkesi... Hep üzdüm beni sevenleri, Hep sevdim beni üzenleri Yine de bu defa, gitmeye kal...
Kalbim eklemlerimden kırılmış, Bacağı kırılıp yürüyemeyen bir hastanın ayağa kalkamaması gibi Çok şey hissedip belli edemedim belki Senin gözyaşlarına bakmak nasip olmadı bana O inci tanelerini bir ipe dizmek sonra.... Geceleri, adını bağıra çağıra Sarhoş olup yürümek sokaklarda Hislerin ulağı kalbin, Mesaj getirip götürürken Allah'la benim aramda Dökülen bir tel saç gibi duraydım ya omzunda! Belli etmem ağladığımı korkma İçime dökülür gözyaşlarım, Unutma; ben senden önce de vardım, senden önce de ağlardım... Parmak uçlarıma dokunma, Kalbime dokun. Kalbimden dökülsün yaprakları sonbaharının... En  çok beklediğin ben olayım Kısacık, sarışın hayatının... İçine çektiğin duman gibi, Ah ben olayım, Yanı başında sapsarı saçlarının... Selin'S
Mevsimlerin elleri var, Mevsimler saçımı okşuyor Hadi kıskan baharları, kış ve yazları... Yağmurların sözleri var, Yağmurlar gözlerimi siliyor Hadi kıskan yağmur sonrası ayazları... Dinlerin yasakları var Ve benim aklım o yasaklara uyuyor Hadi kıskan ezan sonrası vaazları... Gezegenlerin hayalleri var Hayalleri benimle aynı Hadi kıskan etrafındaki yıldızları... Ah şu çile dolu ömrüme eşlik eden gözlerim Senden daha parlak bir yıldız bulamadı... Selin'S