Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ZAMAN Y'AŞIMINA UĞRAMAYACAK ŞEYLER

Benim, hayata aynı yerden baktığım insanlar da var, Şarkıların ve şiirlerin anlamında kaybolabilen... Benim kadar... Çok önceden hayatımda olmaları gerekirken, Bana çok geç kaldılar... Ben de onlara koşup yarıladım yolları, Beni bir onlar anladılar... Ve sen, Gülsen, Ağlardı suların içinde gizlice balıklar... Ve sen, Sevsen, Sulara karışıp mazi olurdu bütün karanlıklar... Şu hayatta yanıma alıp, penceremi açabildiğim Aynı manzaraya aynı kelimeleri dökebildiğim Ve sadece var oluşuyla yetinebildiğim Bir dost için sadece, bütün ''iyi ki'' lerim... Bir kaç hece bırakmak lazım Bir kaç geceden daha az karanlık Bir şiir dolusu sevgi dökmeliyim... Ve sen, Üzülsen, Solar bütün çiçekleri kalbimin... Ve sen, Gülsen, Gülersin ve aydınlanır tüm dünya Ben daha ne diyeyim... Selin'S Görsel: https://lh4.googleusercontent.com/Tqz1bCl8OsA/VSKzwzRCsBI/AAAAAAAAR14/CmnD6YoPZRU/s640/blogger-image--202424323.jpg adresinden alınmıştır.*

ŞEHİRDE ŞAHLANAN KUŞLAR

Bazı insanlar, kendilerine duyulan sevgiyi ellerinde çamurlar varken tutmaya çalışırlar. Saf sevginin üzerinde lekeler bırakıp giderler sonra, açtıkları yaralarda tutan kabuklar ancak öldüğünüzde soyulur... Bazı insanlar ise, ellerine bir iğne alıp, kalbinize adını yazmak için yıllar boyu orayı nazikçe işler durur. Ve farkına bile varılmayan insan, çoğu zaman, o olur. *** Fırçamı sana uzatıyorum, onu dikkatli kullan... Çünkü üstünde hala farklı renkler var. Biraz su tut, zor değil aslında İstediğin renkleri, tuvaline yansıtman... Güzel durur benim baktığım aynalarda, yansıman. Y'osun ile yoksun sözcüklerinin arasında bir ilişki var, Sormadan açıklayayım sana Sen, saçmaladığımı söyle bana, Yine bıkkınlıklar sezeyim gözkapaklarından. Ya osun ya da yoksun, Yosun ve yoksun... Hayat bir ikinci ve sonsuzuncu şanstı harcanan... Ensemde bir çift kanat, Alev aldılar çoktan. Artık uçamıyorum... *** İnciler çıksın ummanlarından. İçinde bulunduğumuz çağın asalete hasre...

Tek Bir Nota

Konuşamamak adlı bir dost edindim, Her gece ve her gündüz ve her saat başı Boğazımdaydı elleri, bir nefes gibi tükendim Öyle anlaşılmaz ve öylesi hızlı... Birine açılmak için önce kapanmak gerekir, Kapanmak... Demli bir çay ya da koyu bir kahvenin rengidir. Kapanmak gerekir önce sıkıca Ve bu, hayatın kopkoyu kesilmesi demektir... Koyu birer kahve de olamadık oysa Bir masa üstünde yahut Mardin semalarında Açan çiçekleri beğenmem derdin baharlarında, Çiçekler senin suyunda zehirlenip Tekrar çekildiler tohumlarına... Mistik havalarıyla bilinen bir kalbin En otantik parçası olup susulan biriydin. Konuşamamak adlı bir dost edindim, Derdimi demeye varmadı dilim... Çayına iki şeker uzatan ellerim Tek şekerle geri döner gelirdi bana, Ve ben o zamanlarda ''İki küçük kol düğmesi''ni ayırmış gibi hissederdim. Belki de asla senle aynı çaya karışamayacak O talihsiz, o beyaz çay şekeri de bendim... Ben söyleyemedim, sen bilemedin... İçime düşen kelimeler...

NÖBETÇİ ANLAMCININ ANLATTIKLARI

Sevdanın, bir de ''siyah'' anlamı vardı, Sonra seni gördüm. Sonra akıttım kanımı, Lakin hala kırmızıydı... Aşığın bir de ''deli'' anlamı vardı. Demek ki delilik sevdadandı Senli bir kaç rüyayı Boşa koydum da boş yere, Dolulara sığmadı... Muhabbet bir de ''sevgi'' demekti, Dostça oturup konuşmak yar ile Zamana yaymak cümleleri Belki içinde tutmak bazı şeyleri Bakarak anlatmak gözbebeklerine... Hasret bir de ''iç çekme'' demekti Bir sıcak nefes bırakmak ardından Isıtan bir kentin soğuk gecesini... İçinin 'od'larını besleyen hisleri Teker teker yakıp yine de üşümek gibi... Tiryakinin aynı zamanda ''dalgın'' anlamı vardı, Ayrılık planı önceden yapılmamıştı, Sevmenin ihtimali de tasarlanmamıştı... Derinliklerde tiryaki olduk, olsun Bataklıkta kulaç atmaya bizi aşk alıştırmadı mı?.. Selin'S

NÖBETÇİ ANLAMCI

Zırhımdaki çatlakların arasından akıyordum... Bazen bir şiiri üç satır yazıp sonra bırakmak gerekir Aşk da öyle dile düşünce, kaybetmiş anlamını Yanımdan geçen herkese soruyordum, Kalplerde biraz şüphe, biraz pas, biraz kir... Ardından gece oluyordu, Yanımdan kimsenin geçmeyeceği kadar gece Bir daha gün doğmayacakmış gibi gece... Yastığın, saf yağmurlarla yıkandığı, Umudun Kaf Dağının ardında saklandığı, Ardımızda laf kalabalıklarının kaldığı Tedavülden kalkmış bir kelimedeki Yıpranmış bir hece gibi, Öylesine bir gece.... Sonra kapanıyordu her yer, Kapanıyordu kalbimin kapıları Ve çıkarıp atıyordum kırılmak üzere olan zırhımı Karışıveriyordum karanlığa Ardından benimseyebiliyordum siyahları... Hala arıyordum kaybolan anlamlarımı... Ah, uyuyordu insanlar...  sadece ben izledim -meleklerle aramda geçen bir konuşma gibiydi üstelik- Gökyüzünün bana sunduğu hınzır-tane-karları... Anlamlarım yosun tutmuş mudur şimdiye kadar? Ya da değeri eksilmiş midir acaba, H...

Anlamsız Karga

Ah, şu kışların bana ettikleri... Bir bıçak gibi batarken her bir kar tanesi tenime Ben yalvardım, bir defa görülsün diye, Van mavisi karların içinde bir umut çiçeği... Ne kadar sözlük varsa elimde-avucumda, Koparıp attım, hatırlamamak için seni Senin adının baş harfi ile başlayan tüm kelimeleri... Bir cumartesi, Bir yıldız komasında, Aradım vücudumda, Kalbimin en son attığı yeri... Ve kalbim elime battı, bir diken gibi. En çok senden kaçtım ve en çok sende kaldım. Hiçbir balkona rahatsızlık vermemişti, Üstüne kuş konmayan, asırlık dallarım... Rüzgarsızlıkta bir yaprak edinmeli! Benim olarak kalsın o ve bitsin ebedi yalnızlığım. Bir tek küçük, kırmızı yaprak... Senden başka, senden fazla ve yine de sen benzeri. Sen de duyuyor musun kalbimdeki sesleri? Sen de uyuyor musun, senle başlayıp senle biten düşleri? Sahi, İnsanoğlu kurmayı bırakıp yıkmaya başladı hayalleri Belki bir RefikHalit değildim ama, Beni de annem pamuk tüylüm diye severdi... Mesela, insanı yaş...

Talihsiz Tarihlerde Gel

Görmemiz gereken yeni düşler vardı seninle, Oysa ben şanssız insanlarındandım şu hayatın Ya da yağmursuz nisanlarından. Barış Manço ben çocukken öldü mesela Zeki Müren'i kaybettim çocukken nasılsa Sonradan yine buldum, Hayatın anlamlarını yitirdiğim yerlerde Şikayet etmedim ama kurtulamadım İçimin isyanlarından... Gün bitiyor ama içimde dinmiyor hatıran. Tası tarağı toplayıp çekip gitmek lazım belki de... Acaba sen, Kaç bahara adını verip, kaç kışa güneş oldun Kaç rüyada, kim bilir hangi düşte? Ser verip de sır vermeyen sevdanın ateşinde Yanmak gerek belki de... Dağılmak, dağıtmak, dağlanmak ve dağlaşmak... Biraz da şans şart oldu bana... Gözlerinin rengi solacak biliyor musun, Sen bana yakınlaşmadıkça Sabaha çıkar mıyız bilemem ben Ve gözüme uyku girmez sana iyi geceler demeden Üstelik gece de olmaz, Sen gözlerini kapatmadıkça... Selin'S