Güçlü görünmek zorunda değildim. Hiç kimse o kadar güçlü görünmek ve bu kadar yalnız hissetmek zorunda değildir. Ve tüm o mecburiyet hallerindeki güçlülük, hep güçlükten gelir. Nefeslerin kesilirken mesela, sigarayı büyük bir güçle çeker ve tüm gücünle üflersin... Güçlük çekti bizim kız. Güçlü, ne güzel... Çıldırtan yorumlar kadar boktan şu hayatta, aranızda yaşamak ne hoş! Oysa sadece bakışlarınız bile insanı delirtir. Sizi tanıdığıma memnun olmadım çünkü sizinle uğraşmaya, güçsüzüm. Yorumlarınızı sindirmeye de. Yaralarımı dindirmeye bile. Hiçbir şeye gücüm yetmiyor benim.
Biricik anneannem Sadiye ÖZBEY'in anısına... Bu yaşa kadar hiç kimseyi kaybetmeden gelmiş olmam, belki şükür sebebiydi belki de şımarıklığa yol açmıştı bilemiyorum. - ara sıra insanlarla aramda geçen küslükleri saymazsak.- Ölüm hakkında düşünmek ve ölüm fikrine kendini hazırlamak ile ölümü yaşamanın arasında dağlar kadar fark varmış. Bir insanı hayatından çıkarmakla bir insanın hayattan silinip gitmesi arasında uçurumlar varmış. Otuzuma beş kala verdiğim ilk kayıpla, kaybetmeyi öğrendim. Her şeyi kontrolüm altında tutmaya çalışırım normalde, genlerimden gelen bir 'aşırı kontrol' durumuyla yaşıyorken, bazı şeyleri asla kontrol edemeyeceğimizi ve ne yaparsak yapalım bazı şeylerin asla değiştirilemeyeceğini fark ettim. 4 saatlik 4 senelik ya da 94 senelik bir yaşam arasında hiçbir fark olmadığını gördüm. Oysa 94 seneyi toprağın altına sığdırmak daha zor olmalıydı, o çukur daha derin kazılmalıydı meselâ ve anneannemin bedeni daha heybetli olmalıydı... *** İnanmak ile ina...
Yorumlar
Yorum Gönder