Ana içeriğe atla

Ayrılık Burcu Kadını

 Eskiden ıslanırdık

Kibarca yağan yağmurlar altında...

Şimdi arabamızın camından bakıp,

Öylesine izleyip uzaktan uzağa

İçimizi kuruttuk.

Sonra o kadar kurudu ki o topraklar

Yandık...

Yangınlar çıktı bir bakışın kıvılcımından

Ve bir bakışlık zamanda, yağmurdan kaçarken

Alevlerde kor olduk.

Bırakalım soğusun içimiz,

Bırak, ıslansın saçların.

Bırakaydım da sarılaydı yaralarım

Bir yağmurda el ele...


Benim burcum sanırım ayrılık,

Çocukluğuma ait sesleri duymaz oldum önce,

Sora teker teker ayrıldım şehirlerden.

Kuşları ve yağmuru özledim derken

Duyamaz oldum şimdilerde.

Ve ben, sanırım sağırım.

İçimin denizleri kabarıp köpürürken

Sığdır benim kıyılarım.

Gözyaşıyla yazılmış bir şiire sığdırırım

İçimin köpüren denizlerini...


Ben sanırım ayrılık burcuyum,

İçimde bitmek tükenmek bilmeyen bir bilinmezlik

Çevreden, insanlardan bir hoşnutsuzluk

Umarsızca ve kaç yaşında olursam olayım bir başı boşluk...

Ben sanırım yıldızlara yakınım

Paralara asılıp kibirde kurutulmuş insanlar

Görmemiştir yıldızları

Oysa elbiselerindeki yaldızları eksik olmayan kadınlar

Adını bile duymamıştır pek çok hissin

Dualar edip ardından günahlar işleyen tespih pireleri

Layık bile değildir hiçbir teşbihe...

Ben sanırım yıldızlara yakınım,

Yanan tarafta...

Kulağım yağmurda

Bırakalım soğusun içimizde yanan ne varsa.


Selin'S





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ÇEMBERİNDE GÜL OYA

Biricik anneannem Sadiye ÖZBEY'in anısına... Bu yaşa kadar hiç kimseyi kaybetmeden gelmiş olmam, belki şükür sebebiydi belki de şımarıklığa yol açmıştı bilemiyorum. - ara sıra insanlarla aramda geçen küslükleri saymazsak.- Ölüm hakkında düşünmek ve ölüm fikrine kendini hazırlamak ile ölümü yaşamanın arasında dağlar kadar fark varmış. Bir insanı hayatından çıkarmakla bir insanın hayattan silinip gitmesi arasında uçurumlar varmış. Otuzuma beş kala verdiğim ilk kayıpla, kaybetmeyi öğrendim. Her şeyi kontrolüm altında tutmaya çalışırım normalde, genlerimden gelen bir 'aşırı kontrol' durumuyla yaşıyorken, bazı şeyleri asla kontrol edemeyeceğimizi ve ne yaparsak yapalım bazı şeylerin asla değiştirilemeyeceğini fark ettim.  4 saatlik 4 senelik ya da 94 senelik bir yaşam arasında hiçbir fark olmadığını gördüm. Oysa 94 seneyi toprağın altına sığdırmak daha zor olmalıydı, o çukur daha derin kazılmalıydı meselâ ve anneannemin bedeni daha heybetli olmalıydı... *** İnanmak ile ina...

Tahammüle Ünlem

Yorgunluk... Felsefenin etrafına yaydığı sisten Keskin ve kesin çizgili tüm belirsizlikten Olması gerekeni sağ yanına alıp Sağ gözünü sol eline koyan görmezlikten... Anlamsız oynayan ekranların Işıklı vitrinlerin gerekli görüldüğü, Gerçek ışığın aşk olduğu gerçeğinin Çerçeveletilip duvara asıldığı Duvarların çivi delikleriyle dolu olması bir yana Her şeyin sadece lafta aşıldığı İnsan iğrençliğinden. Yorgunluk... Aşka dair, ümitlerin yitişinden sağa dönüldüğünde korkuların ana girişinden Seçimler, alternatifler ve çoktan seçmeli soruların Şık adı altındaki rüküşlüğünden... Bir ölünün arkasından kalan ölüm kokusunun zehrinden Bir türlü masanın üzerinden kaldırılmayan Demode ve ölü yadigârı babaanne gümüşlüğünden... Yorgunluk... Gelmişinden geçmişinden, düzünden tersliğinden! *** Hayattan zevk almayan bir insan, ne yapıyorsa yaşamak için yapıyordur. Sevdiyse, uğraştıysa,  benimsediyse, yazıp çizdiyse "ben hayatı tek başımayken yaşamaya değer bulmuyorum, ...

KÜLLERİ YAKAN DİYALOGLAR

Selin: Ben, Şiirlere ve yazılara isim bulmakta usta olan ben, Hissettiğim şeye bir ad bulamamakla birlikte, hissediyorum. Hislerim hala yaşıyormuş. Hadi kutlayalım bunu, bu gece ölmeyen hislere içiyorum. Ve aynı şarkıyı, aynı kişi için defalarca kez üst üste dinliyorum. Umut: Aynı şeyi aynı kişi için her gece hissetmekten farkı ne ki? Aynı insana yazmıyor muyuz ömrümüz boyu tüm şiirleri? Selin: Hissettiğin an, içinde yaşıyorsun bir şeyleri. Kaldı ki bence öylesi daha iyi, bazı şeyler bilinmemeli. Umut: Tavandaki karolari saymaktan gözlerim bozuldu. Biraz da sesim kısık şarkı söylemekten bağıra bağıra. Görüyorum... Selin: Göremiyorum. Ne alfabedeki harfleri, ne yazdığım şiiri... Ne hislerimi ne bir gün sonrasını… Boğuluyorum. Umut:  Bak, şimdi karanlık ama yine doğacak güneş. Biz dursak da dönüyor dünya, biliyorum. Yıka yüzünü okyanuslarla, dağlara tutun, taşları sevmiyorum. Kalk hadi. Selin: Okyanus güneşin yakıcı sıcağına da...