Sadece üşendiğim için, seni sevemiyorum. Sadece bu sebepten kül tablasındaki izmaritleri toplayıp, külleri bırakıyorum olduğu yerde... Senin şarkılarını dinlerken sensizlikte, yeniden makyaj yapmaya üşendiğim için, gözyaşlarımı içime akıtıyorum. Hastalandığım zaman, üşeniyorum belli etmeye; kendi kendime iyileşiyorum. Üşengeçlikten ölmüyorum sevgilim. Hala nefes alıp veriyorum. Şaşırdın, değil mi? Sormaya korkuyorum. Üşengeçliklerim ve korkularım çiziyor yolumu, ben ise artık akışına bıraktım. Öylece yaşıyorum.Dedemin mezarına gitmeye, çiçeklerime su vermeye (oysa çoktan kurumuşlar), sana yeniden aşık olmaya (oysa çoktan biten bir aşk), biramı yudumlamaya, dolunaya bakmak için balkona çıkmaya, hayatında neler olup bitiyor diye sormaya, yeni pişirdiğim bir yemeği ağzıma sürmeden önce soğutmaya... Üşeniyorum. Üşenmediğim anlarda ise yetersiz kalıyorum. Bak, yetmiyor ruhum, seni yazmaya. Seni yaşamaya yetmediği gibi. Sana, seni ne çok sevdiğimi anlatırdım ama, biliyorsun ya... Kendi ekmeğimi, şarabımı, salçamı, reçelimi yapabilirim ama... Biliyorsun. Bedenime fazla geliyor ruhum. Doğru düzgün sevemediğim gibi, doğru düzgün yaşayamıyorum. Yine de, yinelenip duran bir mazide, seni düşünüyorum...
Selin'S
Yorumlar
Yorum Gönder