Sadece üşendiğim için, seni sevemiyorum. Sadece bu sebepten kül tablasındaki izmaritleri toplayıp, külleri bırakıyorum olduğu yerde... Senin şarkılarını dinlerken sensizlikte, yeniden makyaj yapmaya üşendiğim için, gözyaşlarımı içime akıtıyorum. Hastalandığım zaman, üşeniyorum belli etmeye; kendi kendime iyileşiyorum. Üşengeçlikten ölmüyorum sevgilim. Hala nefes alıp veriyorum. Şaşırdın, değil mi? Sormaya korkuyorum. Üşengeçliklerim ve korkularım çiziyor yolumu, ben ise artık akışına bıraktım. Öylece yaşıyorum.Dedemin mezarına gitmeye, çiçeklerime su vermeye (oysa çoktan kurumuşlar), sana yeniden aşık olmaya (oysa çoktan biten bir aşk), biramı yudumlamaya, dolunaya bakmak için balkona çıkmaya, hayatında neler olup bitiyor diye sormaya, yeni pişirdiğim bir yemeği ağzıma sürmeden önce soğutmaya... Üşeniyorum. Üşenmediğim anlarda ise yetersiz kalıyorum. Bak, yetmiyor ruhum, seni yazmaya. Seni yaşamaya yetmediği gibi. Sana, seni ne çok sevdiğimi anlatırdım ama, biliyorsun ya... Kendi ekmeğimi, şarabımı, salçamı, reçelimi yapabilirim ama... Biliyorsun. Bedenime fazla geliyor ruhum. Doğru düzgün sevemediğim gibi, doğru düzgün yaşayamıyorum. Yine de, yinelenip duran bir mazide, seni düşünüyorum...
Selin'S
Biricik anneannem Sadiye ÖZBEY'in anısına... Bu yaşa kadar hiç kimseyi kaybetmeden gelmiş olmam, belki şükür sebebiydi belki de şımarıklığa yol açmıştı bilemiyorum. - ara sıra insanlarla aramda geçen küslükleri saymazsak.- Ölüm hakkında düşünmek ve ölüm fikrine kendini hazırlamak ile ölümü yaşamanın arasında dağlar kadar fark varmış. Bir insanı hayatından çıkarmakla bir insanın hayattan silinip gitmesi arasında uçurumlar varmış. Otuzuma beş kala verdiğim ilk kayıpla, kaybetmeyi öğrendim. Her şeyi kontrolüm altında tutmaya çalışırım normalde, genlerimden gelen bir 'aşırı kontrol' durumuyla yaşıyorken, bazı şeyleri asla kontrol edemeyeceğimizi ve ne yaparsak yapalım bazı şeylerin asla değiştirilemeyeceğini fark ettim. 4 saatlik 4 senelik ya da 94 senelik bir yaşam arasında hiçbir fark olmadığını gördüm. Oysa 94 seneyi toprağın altına sığdırmak daha zor olmalıydı, o çukur daha derin kazılmalıydı meselâ ve anneannemin bedeni daha heybetli olmalıydı... *** İnanmak ile ina...
Yorumlar
Yorum Gönder