Ana içeriğe atla

%14.5 lik Muhabbetler -2-

Umursamaz kalabalıklarda, metruk yalnızlıkları yaşayan bir nesil olduğumuz saptanmış zaten. Kararsız, hissiz, fikirsiz, bir fiil eylemsiz seviyoruz. Sevemiyoruz.
Gel, otur karşıma, dün konuşuyordum seninle, uyuyakalmışım omzunda. Tamamlanmamış cümlelerim.
Başka isimlerle mi yıprattım seni? Henüz tanımıyorken üstelik...
Bu içimdeki acı neyin nesi peki? Başkası varsa aklımda, benim yaralarım neden 'sen' kanıyor? Gözlerim neden seni arıyor? Neden kalemimden akıyorsun adam, neden her gözlerimi kapattığımda karşımda öylece durmuş bana bakıyorsun?
Merak ediyorum,
Hiç mi özlemedin? Sahiden mi? Doğrudur inanırım, zaten hislerin önüne geçen iradelere oldum olası saygı duymuşumdur.
Ben konuşurken beni dinle, başkasını düşünme benim karşımda yapma.
Kendimi anlatmaya çalışıyorum burada, kendisine anlam eşiklerinin.
Söyleyecek şeyler bitmez, dediğin anda anlamı kalmıyor kelimelerin.
Farkımız bu, ben iyi anlarımızı hatırlıyorum, bir onlar kaldı aklımda,
Sense, türlü bahanelerde yıpratan günlerin, kavgaların esirisin...
Ne kadar çok müzik dinlemişiz birlikte... Sahi, sanki her şarkıyı birlikte dinlemişiz. Notalara anın sinmiş...
Ne kadar çok yer gezmişiz birlikte, sanki tüm sokaklardan el ele geçmişiz; şehre kokun sinmiş.
Bak, mutsuz değilim. -Mutlu da değilim, duygusuzum diyerek yine bir karikatür çağrışımını yansıtabilirim. Zaten sadece bunu yapabilirim. Bu aralar gülüşlerim eksi yirmi. Ya da 'özlediysen yiyeyim seni', mesela? -
Seninle böyle konuşurken de rahatlamıyorum ki, bence insan kendini mutsuzluğa teslim etmemeli. Ben bugün yine gidiyorum, buralar senin olsun.
Merak ediyorum, hiç mi özlemiyorsun?...
Selin'S


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tahammüle Ünlem

Yorgunluk... Felsefenin etrafına yaydığı sisten Keskin ve kesin çizgili tüm belirsizlikten Olması gerekeni sağ yanına alıp Sağ gözünü sol eline koyan görmezlikten... Anlamsız oynayan ekranların Işıklı vitrinlerin gerekli görüldüğü, Gerçek ışığın aşk olduğu gerçeğinin Çerçeveletilip duvara asıldığı Duvarların çivi delikleriyle dolu olması bir yana Her şeyin sadece lafta aşıldığı İnsan iğrençliğinden. Yorgunluk... Aşka dair, ümitlerin yitişinden sağa dönüldüğünde korkuların ana girişinden Seçimler, alternatifler ve çoktan seçmeli soruların Şık adı altındaki rüküşlüğünden... Bir ölünün arkasından kalan ölüm kokusunun zehrinden Bir türlü masanın üzerinden kaldırılmayan Demode ve ölü yadigârı babaanne gümüşlüğünden... Yorgunluk... Gelmişinden geçmişinden, düzünden tersliğinden! *** Hayattan zevk almayan bir insan, ne yapıyorsa yaşamak için yapıyordur. Sevdiyse, uğraştıysa,  benimsediyse, yazıp çizdiyse "ben hayatı tek başımayken yaşamaya değer bulmuyorum, ...

ÇEMBERİNDE GÜL OYA

Biricik anneannem Sadiye ÖZBEY'in anısına... Bu yaşa kadar hiç kimseyi kaybetmeden gelmiş olmam, belki şükür sebebiydi belki de şımarıklığa yol açmıştı bilemiyorum. - ara sıra insanlarla aramda geçen küslükleri saymazsak.- Ölüm hakkında düşünmek ve ölüm fikrine kendini hazırlamak ile ölümü yaşamanın arasında dağlar kadar fark varmış. Bir insanı hayatından çıkarmakla bir insanın hayattan silinip gitmesi arasında uçurumlar varmış. Otuzuma beş kala verdiğim ilk kayıpla, kaybetmeyi öğrendim. Her şeyi kontrolüm altında tutmaya çalışırım normalde, genlerimden gelen bir 'aşırı kontrol' durumuyla yaşıyorken, bazı şeyleri asla kontrol edemeyeceğimizi ve ne yaparsak yapalım bazı şeylerin asla değiştirilemeyeceğini fark ettim.  4 saatlik 4 senelik ya da 94 senelik bir yaşam arasında hiçbir fark olmadığını gördüm. Oysa 94 seneyi toprağın altına sığdırmak daha zor olmalıydı, o çukur daha derin kazılmalıydı meselâ ve anneannemin bedeni daha heybetli olmalıydı... *** İnanmak ile ina...

KANSER VE KRAKER

Masallar yanlış anlatılmıştı çocukluğumdai Sindirella'nın da hiçbir şeyi sindiremediğini öğrendiğimden beri Çiğnemeden tutuyorum her şeyi, tüm sözleri... 'Bir ömür benle nasıl geçerdi' sana sorsam. Bana sorsalar gördüğüm en güzel şey 'bizdik' sevgili. Ve uyumsuzlukta buldum uyumu Omzunda uyudum en derin uykumu Ve en çok da ben bilirim her sustuğumda aslında çok geveze olduğumu. En çok ben veda ederim, içime çektiğim zaman kokunu... Her yüzüne baktığımda, yarınlarımda bir kangren, duygularımda bir kanser Anılarımda çubuk krakerler ve hassas kraterler... Her yüzüne baktığımda... Masallar diyorum yanlış anlatılmıştı çocukluğumda. Yanlış anlama ama, Ben bir kedi olsam, kendim tarafından bakılmak istemem. Ben bir adam olsam, -olamam. Ben bir değer olsam sıfır olurum. Ben bir masal olsam Hansel de değilim Gratel de. Gökten düşen elma olup birinin ölümüne sebep... Ben bir düş olsam bile Unutulurum. Anılarımdan sevgiler, anekdotlarda kal. Belki yar...