Ana içeriğe atla

Seci


Kelime oyunlarıyla kendimi anlatma çabalarından bıktım!.. Ya gerçekler, ya hiç bundan sonra seni çağrıştıran tek kelime bile yazmayacağım... Tarif yok ki duygularıma, zamanımı bunlara harcamamalıyım. Farkındayım aslında, seni kendi haline bırakmalıydım. Peki, kendimi kimin haline bırakacağım? Duygularım sen de kaldıktan sonra düşüncelerim ben de olmuş olmamış ne farkeder? ''eski ben'' e geri dönmek zorundayım. Düşüncelerimi duyguların önünde tutmalı, umursamamalı, soğukluğumu yeniden kazanmalı, aşka olan inancımı derin bir sandığa kapatmalı ve o sandığı denizin derinliklerine bırakmalıyım... Nasıl bir haldeyim, önce bunu anlamalı sonra sebebi hayatımdan çıkarmalı. Ama kalbi fetheden, bir anda insanın hayatından çıkar mı?... Yapamam; isterim hep mutlu olmanı ama senden habersiz kalamam... Kalsam bile... Olur mu  kendime ya da başkasına bir faydam? Ahh, bu sorunun cevabını bir bulsam!... Kimse bir şey kaybetmez satırlarıma burada bir nokta koyarsam.. Ya da kimse farketmez elime kalemi almadığımı, seni yazmadığımı, unutma çabalarımı... Senden başka kimse anlamaz inan. Yeter, susarak çok şey söyledim yazarak feryatlar ettim ama görmedin. Göremezsin... Bundan sonra tek isteğim mutlu olman ve bana düşen kelimelere burada bir nokta koymam..

 

Belki...

Belki bir gün....

Bir gün düşlerde belki

Girersen rüyalarıma

O zaman belki fısıldarım

Diyemediklerimi sana...

 

Düşlere kaldı artık, gördüğün gibi... Düşlerimin krallığında en güzel tahta oturttum seni... Eğer bir gün verirsen o sabırla beklediğim ''huzuruna çıkabilme'' iznini; o zaman söylerim ölüm de olsa sonunda; diyemediklerimi...

 
                                                                          ---SeLİN'S---

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ÇEMBERİNDE GÜL OYA

Biricik anneannem Sadiye ÖZBEY'in anısına... Bu yaşa kadar hiç kimseyi kaybetmeden gelmiş olmam, belki şükür sebebiydi belki de şımarıklığa yol açmıştı bilemiyorum. - ara sıra insanlarla aramda geçen küslükleri saymazsak.- Ölüm hakkında düşünmek ve ölüm fikrine kendini hazırlamak ile ölümü yaşamanın arasında dağlar kadar fark varmış. Bir insanı hayatından çıkarmakla bir insanın hayattan silinip gitmesi arasında uçurumlar varmış. Otuzuma beş kala verdiğim ilk kayıpla, kaybetmeyi öğrendim. Her şeyi kontrolüm altında tutmaya çalışırım normalde, genlerimden gelen bir 'aşırı kontrol' durumuyla yaşıyorken, bazı şeyleri asla kontrol edemeyeceğimizi ve ne yaparsak yapalım bazı şeylerin asla değiştirilemeyeceğini fark ettim.  4 saatlik 4 senelik ya da 94 senelik bir yaşam arasında hiçbir fark olmadığını gördüm. Oysa 94 seneyi toprağın altına sığdırmak daha zor olmalıydı, o çukur daha derin kazılmalıydı meselâ ve anneannemin bedeni daha heybetli olmalıydı... *** İnanmak ile ina...

Tahammüle Ünlem

Yorgunluk... Felsefenin etrafına yaydığı sisten Keskin ve kesin çizgili tüm belirsizlikten Olması gerekeni sağ yanına alıp Sağ gözünü sol eline koyan görmezlikten... Anlamsız oynayan ekranların Işıklı vitrinlerin gerekli görüldüğü, Gerçek ışığın aşk olduğu gerçeğinin Çerçeveletilip duvara asıldığı Duvarların çivi delikleriyle dolu olması bir yana Her şeyin sadece lafta aşıldığı İnsan iğrençliğinden. Yorgunluk... Aşka dair, ümitlerin yitişinden sağa dönüldüğünde korkuların ana girişinden Seçimler, alternatifler ve çoktan seçmeli soruların Şık adı altındaki rüküşlüğünden... Bir ölünün arkasından kalan ölüm kokusunun zehrinden Bir türlü masanın üzerinden kaldırılmayan Demode ve ölü yadigârı babaanne gümüşlüğünden... Yorgunluk... Gelmişinden geçmişinden, düzünden tersliğinden! *** Hayattan zevk almayan bir insan, ne yapıyorsa yaşamak için yapıyordur. Sevdiyse, uğraştıysa,  benimsediyse, yazıp çizdiyse "ben hayatı tek başımayken yaşamaya değer bulmuyorum, ...

KÜLLERİ YAKAN DİYALOGLAR

Selin: Ben, Şiirlere ve yazılara isim bulmakta usta olan ben, Hissettiğim şeye bir ad bulamamakla birlikte, hissediyorum. Hislerim hala yaşıyormuş. Hadi kutlayalım bunu, bu gece ölmeyen hislere içiyorum. Ve aynı şarkıyı, aynı kişi için defalarca kez üst üste dinliyorum. Umut: Aynı şeyi aynı kişi için her gece hissetmekten farkı ne ki? Aynı insana yazmıyor muyuz ömrümüz boyu tüm şiirleri? Selin: Hissettiğin an, içinde yaşıyorsun bir şeyleri. Kaldı ki bence öylesi daha iyi, bazı şeyler bilinmemeli. Umut: Tavandaki karolari saymaktan gözlerim bozuldu. Biraz da sesim kısık şarkı söylemekten bağıra bağıra. Görüyorum... Selin: Göremiyorum. Ne alfabedeki harfleri, ne yazdığım şiiri... Ne hislerimi ne bir gün sonrasını… Boğuluyorum. Umut:  Bak, şimdi karanlık ama yine doğacak güneş. Biz dursak da dönüyor dünya, biliyorum. Yıka yüzünü okyanuslarla, dağlara tutun, taşları sevmiyorum. Kalk hadi. Selin: Okyanus güneşin yakıcı sıcağına da...