Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yokuş Gibi Yok Oluş

Geçmiş, dudaklarımda paslı bir demir tadı... Ayrılıktı aşkın ölümü  -ve bana göre, hiçbir aşka yas bulaştırılmamalıydı...- Hiçbir makyajlı göze yaş, Ve herhangi bir dinginliğe bir telaş... Voltalar atıyorum, aşağı-yukarı Bir kutu süt ve biraz badem alıp gidiyorum evime, Evim benden daha yalnız, özellikle son günlerde Arşınlıyorum Ankara'nın bir sokağını Bir yokuş aşağı, bir yokuş yukarı Ama yokuş aynı yokuş Ve kelime olarak 'yok oluş' a benziyor tıpkı.  -ve bana göre, hiçbir aşka yas bulaştırılmamalıydı...- Görmezden geliyorum bana doğru dönen bakışları Çünkü hiçbir bakış açısı, tam sığdırmıyor beni bir göze Lanetler ettiğimin açısız bakışları, Baskılar bırakıyorlar, değdikleri yerden geriye. -je suis un peu folle ces jours-ci,- Belki de biraz delirmişimdir bugünlerde... İnce satırlarla ördüm kalbimi, Kördüğüm olmuş, iyiden iyiye... -iyiyim, sen nasılsın? iyiyim ben de...- Atmosferin sarkacında salınan bir ritmi tutuyorum, Ellerimde......

Hayallerin Kimyası

Biraz, hayallerden bahsedelim; hayallerin ruhundan ve değişiminden... Bir hayal, gerçekleştiğinde ne olur? 'Gerçekleşmiş bir hayal' hayal midir mesela?  Ya da kırılmış bir hayal, devam ediyor mudur şeklini korumaya? HAYIR. Bir hayal sadece hayalken, hayaldir; tıpkı yaşamın sadece yaşarken yaşam olması gibi... Tıpkı bir tutam şiirin sadece okurken ve dokurken şiir olması gibi işte. Sinirlerimin avuç içlerimde tırnak izleriyle belirivermesi Kokunun her sarıldığımda bir parçama sinmesi Geçişe özlemle ve gelecek hayalleri Ve bir salkım üzüm gibi kısalıp duran şiir dizeleri... Bir hayal, sadece hayalken hayaldir. Kırıldığında ya da gerçekleştiğinde değil. Selin'S

Aşkın Değil Hali

Bakışlardan akarmış, bir kalpten bir kalbe hisler Şarkılardan bıkarmış sevgi çölünde ıssız dehlizler Sussan da duyulur bazen, bir fırtınaya ait şiddetli sesler Görmek için bir göze ihtiyaç, Yokmuş demek ki... Uzaktan daha çok sevebimektir aşkın yalın hali Yan yanayken kalp yorulur, kalmaz mecali Konuşsan da kanat takıp uzaklaşır hissin meali ''Senin arşında benim ismim yazılı'' Değilmiş demek ki.... Bir aşkın yok ve değil halleri, en başta ve en sonda Sevgi ölümsüz anlatıldı o antik kitaplarda İnsan hislerin katilidir, demişti birileri oysa. Sana göre sevgi, bitmez ve değişmezdi Değişmiş demek ki... İyi dualar ederdi bana büyüklerim ağız birliği etmiş gibi, Hep iyi insanlarla karşılaşmaktı benim için tek dilekleri Sonradan fark ettim, bazı duaların buhar olup yittiğini... Karşımıza çıkan her insan iyi, Değildi demek ki... Bu ne bir aşk şiiri, ne de nefret söylemi... İnsanla deney faresinin farklı olması gibi. Önce farklı insanlarda gerçekleştir...

UÇLU BUCAKLI

Yas tutarken gülmek ayıptır, dediler... Ölen hislerimin ardından yas tutarken Kayboldu gülüşlerim. Güvenmeden sevmek imkansız, dediler Sevip güvenememeyi İmkan bildim... Beni yeniden yağ... Seni yeniden yazayım. Düşlerde daha çok sevmiştim seni Söyleyemedim. Selin'S
Bugün zamanlardan beyaz, Renklerden kış, Aylardan hüzün ve Hislerden aralık... İşte, tüm hislerim gibi sana Kapatıp kilitleyemediğim... Bölündüğüm gibi dilim dilim Ve sen İsa'yla aynı gün doğdun diye değil Seni sevdiğim için,  Miladımdın sevdiğim... Selin'S

KIRIK DAL

Şubat ayında yerlere saçılmış Üzeri şaşkın tomurcuklarla dolu bahar dalları Oysa, bir ağacın yeni umudu asla kırılmamalı Her sonbaharlarla birlikte budanmalı o dallar Yeni bir umut var olduğunda O umudun tomurcukları yere atılmamalı... Çünkü hep son ana kadar bekler insanlar Çünkü budur yaradılışın, mideye düşman muamması... Oysa o ağaç, Daha çiçek açacaktı... Selin'S

ÇEMBERİNDE GÜL OYA

Biricik anneannem Sadiye ÖZBEY'in anısına... Bu yaşa kadar hiç kimseyi kaybetmeden gelmiş olmam, belki şükür sebebiydi belki de şımarıklığa yol açmıştı bilemiyorum. - ara sıra insanlarla aramda geçen küslükleri saymazsak.- Ölüm hakkında düşünmek ve ölüm fikrine kendini hazırlamak ile ölümü yaşamanın arasında dağlar kadar fark varmış. Bir insanı hayatından çıkarmakla bir insanın hayattan silinip gitmesi arasında uçurumlar varmış. Otuzuma beş kala verdiğim ilk kayıpla, kaybetmeyi öğrendim. Her şeyi kontrolüm altında tutmaya çalışırım normalde, genlerimden gelen bir 'aşırı kontrol' durumuyla yaşıyorken, bazı şeyleri asla kontrol edemeyeceğimizi ve ne yaparsak yapalım bazı şeylerin asla değiştirilemeyeceğini fark ettim.  4 saatlik 4 senelik ya da 94 senelik bir yaşam arasında hiçbir fark olmadığını gördüm. Oysa 94 seneyi toprağın altına sığdırmak daha zor olmalıydı, o çukur daha derin kazılmalıydı meselâ ve anneannemin bedeni daha heybetli olmalıydı... *** İnanmak ile ina...