Ana içeriğe atla

Kayıtlar

O kadar büyüdü ki hasretim, Tanrı'ya sesimi duyurdum O kadar vatansız hissettim ki yokluğunda kendimi, sonra anladım Sendin olmam gereken tek yer,sendin yurdum Habersiz sensizliğinde ardından koşarken yoruldum Çok yoruldum... Başka sevgiye yer açamadı ruhum... Ne senin kokunu aldım bir yerlerde Ne de bir başka kolda sarılmanı buldum. Özlüyorum... Selin'S
Ben seni haddinden fazla özlüyorum da, Senin haddini kim belirledi? Umutsuzluktan kendini yollara vurmuş bir deli İkimizin şarkısını dinledi... Ben seni haddinden fazla seviyorum da, Sevginin haddini kim bilebildi?...

HASRETİN TANIMI YOK

Sokaklarda dolaşıp duran hurdacıya, o eski şamdanı verememek gibidir, Anıları topladığınız o karton kutuyu kıyıp da yakamamak gibidir, Kıyıya vurmuş eski bir tekneyi, denize itmeye yetip de itememek gibidir, -Özlemenin tanımı yok.- Yanlarından su sızdıran bir çaydanlığa kaynak yapıp, ateşte kaynatamamak Bazen sırf onsuz uyanılan bir sabahın kasvetinden, elini kaldıracak mecali bulamamak Eskide kalmış olsa da anıları anlatırken bir başkasına, geçmiş zaman eki kullanamamak... -Hasretin tanımı yok.- Teknolojinin farzları vardır mesela: Anne ve babaya iman, eski sevgiliye itaat, resmine bakmak her saat... Müzik zevkin de değişir zamanla, arabesk biraz tat vermeye başlar, ritimlere inat... Alıp verilen nefesler dışında, katlanıp en üst  rafa kaldırılır şu çekilmez hayat -Yokluğunun tanımı yok.- Hayalleri yıkıp, üstüne yeni bir aşk kuramazsın sevdiğim, Ben senin yerinde olsam ben de inanmazdım sevildiğime, ama özlerdim Dolmuyor yerin, bil istedim... -Boşluğunun tanımı y...
Eksik bir şey yoktu, hiç olmamıştı. Fazla sevgi yüzünden ayrılıyoruz hakim bey dedim. Gözyaşlarıma hakim olamamıştım. Sevdiğim kadar canını yakmak istiyordum, işin tuhafı sürekli ve sürekli olarak uyuyordum. Yokluğunda alışkanlık haline getirmiştim uykuya sığınmayı... Nasılsın? Neredesin? Doldursan keşke boşlukta kalan şu satırlarımı...
Kuytularında dokunulmamış kuruntular, Bahçelerinde hiç açmayan papatyalar, Senelerinde geçip gitmek bilmeyen aylar Ve ellerinde kömür kalem ile geleceğe gidiyorsun. Ellerimde gönderilmemiş bir kaç mektup var Kalbimde, kırık çıkık ve sargılar... Gözle görünmezmiş edilen dualar Hala dönmeni bekliyorum... Şarkılar, bizim şarkılarımız gibi çalıyor Ne zaman birini gündüz sansam, orada gece oluyor Gittiğim her yerde gözlerim seni arıyor Ve sen o anda, görünmez oluyorsun...
İki tane elmayı ortadan ikiye kesip birbirleriyle eşleştirdim ve gördüm ki biri fazla geliyor diğerine... İki tane kelimeyi bölüp birbiriyle birleştirdim ve gördüm ki anlamsızlık kalıyor bu birleşmede... Ruhunun yarısını ruhuma yerleştirdim ve gördüm ki, acı bir ayrılık kalıyor senden geriye...

Mavilerde Kal...

Her sabah bana gülümseyen ve gülümseyecek olan güneşin batışını izledim, kıyamet koptu sonra... Bir kıyamet, bin feryat ruhumda... Ne ay yetti ondan sonra, ne de güvenebildim yıldızlara. Hep aynı kıyafeti giyiyormuşsun gibi, dolabına doldurduğun mavileri özledim. Tezgaha damlattığım iki damla şarap ağlattı beni mesela... Siyahla beyazın yan yana gelişi bir çeşit totem oldu hayatıma. Herkeste seni arayıp, herkesi gönderdim kendi yoluna; kimsenin sen olamayacağını anladığım zaman ise, çekildim kabuğuma. Kabuğum pas tutmuştu çoktan, harflerle açtım kapıları, kelimeleri arkadaş edindim son zamanlarda... Bitmemesi gereken şeyler vardı şu hayatta, kahve gibi, aşkın gibi, sen gibi... Alıştım kaybetmeye ama mavileri özlüyorum hala... Selin'S