Sokaklarda dolaşıp duran hurdacıya, o eski şamdanı verememek gibidir, Anıları topladığınız o karton kutuyu kıyıp da yakamamak gibidir, Kıyıya vurmuş eski bir tekneyi, denize itmeye yetip de itememek gibidir, -Özlemenin tanımı yok.- Yanlarından su sızdıran bir çaydanlığa kaynak yapıp, ateşte kaynatamamak Bazen sırf onsuz uyanılan bir sabahın kasvetinden, elini kaldıracak mecali bulamamak Eskide kalmış olsa da anıları anlatırken bir başkasına, geçmiş zaman eki kullanamamak... -Hasretin tanımı yok.- Teknolojinin farzları vardır mesela: Anne ve babaya iman, eski sevgiliye itaat, resmine bakmak her saat... Müzik zevkin de değişir zamanla, arabesk biraz tat vermeye başlar, ritimlere inat... Alıp verilen nefesler dışında, katlanıp en üst rafa kaldırılır şu çekilmez hayat -Yokluğunun tanımı yok.- Hayalleri yıkıp, üstüne yeni bir aşk kuramazsın sevdiğim, Ben senin yerinde olsam ben de inanmazdım sevildiğime, ama özlerdim Dolmuyor yerin, bil istedim... -Boşluğunun tanımı y...