Ana içeriğe atla

Kayıtlar

BUZ YANIĞI

Avuçlarım yanıyor, sen ellerimi bıraktın diye değil, hayır. Sıcak geçen yaz günlerinde avuç avuç buz erittim ellerimde Yine de kalbim kadar soğumadı ellerim. Yan anlam demek, Anlamlara ''yan!'' emri vermekmiş Anlamlarımla birlikte yandıkça öğrendim. Uyuşmak, anlaşmak mıydı Yoksa uyumanın işteş hâli mi? Kendini bile hissetmeyecek kadar sarhoş olmak mı? Bir kadeh dolusu gecenin içinde uyuşalım, diyemedim... Üzülmek mi daha üzücüydü Ölmek mi, bilemedim Üzgün ölmenin en kötüsü olduğuna karar verdim. Bugünlerde biraz fazla Her yaşamın içinde kalan bir ukde gibiyim... Sonra, Kurduğum hayallerin kemikli parmaklarını sevdim. Usul usul... Sonra, Yıkılan her hayalimle birlikte Yerle yeksan olan bendim. Hiç bilmediğim bir dilde e'nin üstüne É'ğri bir şapka gibiydim biraz... Sonra biraz delirdim. Oturup yazayım, dedim. Ayaktayken yazmayı hiç beceremediğim için... Öldü tüm hislerim... Avuçlarımda kalıp kalıp buzlar erittim, Silindi kader çi...

Kediler Gibi İsimler....

Sen, oğlak dönencesine yakın bir yerdesin, Ben kutuplara yakın, kış kadar serin, kendim kadar Selin... Belki kendinden farklı birisin, belki bendinden dingin... Dolunaya uzansın şimdi ismin.... Tam 'bitti' dediğim yerde, tomurcuklanan çiçeklerde, Önüne bir bulut geçince ışığını kaybeden ayın, yıldıza özleminde Sabahları duyduğum en güzel seste, Sevmediğim şehirleri kutsal kılan nesnelerde, Kalbimde, Bendesin... Dolunaya uzanmalı şimdi ismin.... Tazelediğim anıların ferahlığı gibi, Mutluyken de yazılabileceği gerçeğini Kabul etmek veya vazgeçmek çizgisi silen bir yaprak misali... Ninelerin dua üfleyen nefesi yahut Kurtarılmak için cenaze aracını bekleyen, Amaçsız bir kedi... Gülmeyi de bilebilirsin, Gözyaşı değildir sevdanın kaderi... Gülüşlere kazınsın şimdi ismin.... Üzerinde bir nefeslik yaşam kalan son gezegen sendin, Ben, nereye gideceğini bilemeyen şaşkın bir uydu. Yaşam bilgeliği üzerine son sözleri ben söyledim, Bilgelik dediğin bir avuç aşk...

İstenmeyen Akşamüstü

Şehre akşam çöküyor... Şehir ne senin ne de benim. Şehire akşamla birlikte çöküyorum, Sonra bir akşamın kalbine çekiliyorum... Ta derinine, En devriminden Bir devinim içinde, Yine ve yeniden tekrarlara düşüyorum. Tekrarların tekerlekleri ezip geçiyor sonra, Düştüğüm yerde kalakalıyorum. Senin sevdiğin notalar okunurken defnediliyor ruhum. Defolup gitmek ve defnedilmek sözcüklerinin benzerliğine takılıyorum. Ben olsam, benzetmezdim bu iki ismi. Ben olsam, ezip geçmezdim beni. Soluyor, sararıyor ruhum... Şehrin akşamlarını sevemiyorum. Ne yapsam azalmıyor güneş yoksunluğum. Ve, ah! Dolunaya tutuldum ben, Solumaya yetecek bir kaç nefes buldum. Boyamaya yetecek bir kaç kömür... Bir de tohum. Bir de... Toydum. Bir olmaktan korktum. Buruldum. Vuruldum. Satırların sevecenliği yanında bir cellat gibiydi tutkum. Sevdim ve unuttum. Sevmedim ve unuttum. Şehirlere akşam çöktü ve ben, Hangi şehirde olduğumu unuttum. Kendimle sorunlarım vardı Ve insanlarla Ve şehirle...

ELDE VAR SIFIR

''Hayatı topluma mal olmuş'' bir insan değilim ben,diğer edebiler gibi... Benim hayatım topluma mal olamayacak kadar silik geçti. Kendime mal oldu benim hayatım, her Allah'ın günü kafamdan bin sekiz yüz kırk iki tane intihar düşüncesi geçti, her gün aynı şarkıyı beş yüz altmış dört defa dinledim. Yirmi beş seneye yirmi beş bin yedi yüz on altı tane acı sığdırdım. Elde var sıfır. Sonsuz hata yapıp, sonsuz insan tanıdım. Çünkü soysuz insan tanıyıp sonsuz hata yapmıştım. Bin iki yüz kırk insan sevdim, binini kırdım, kırkını öldürdüm. İki yüzü sevemedim hiçbir zaman. Elde var sıfır. Hiçbir ayın yirmi dördüyle barışamadım. ''Ayın on dördü gibi'' dedikleri insanlardan da olamadım, lakin kendime göre vardı bir kaç başarım. Onlardan da kaçtım. Kaçtım. Kaçtım? Bilemedim. Elde var sıfır. Bendim, birdim. Her zaman, her zamanki gibi tek... Bittim. Elde var sıfır. Selin'S

Kadar Mavi

Kısa cümleler kuracağım sana, Saçlarım kadar kısa... Saçların kadar. Hayatımda kalışın gibi, Ürkütücü suların akışı, Gözlerinin anlamlar taşıran bir bakışı, Bir deniz kenarı kışı -kadar kısa- Bir başka söze aldanacağım, Kırılacağım yine,yeniden Kırıldığım yerlerden... Acısı uzun uzun üzmeyecek bu defa, Bir nefeslik ömrüm kalmış ya da Gözlerim bir anlığına oradaki gemiye dalmış -kadar kısa- Kahvem de bitecek sonra... Biram da... Çıkıp geleceksin rüyalarıma bir anda. Her güzel şey kadar seveceğim seni, Biten her güzel şey -kadar kısa- Doğuda bir hata ömrü, Salkım saçak karadut süsü, Karasallıkta bir bitki örtüsü, Dolunayın doyamadığım o görüntüsü, Gözden kaybolan bir Yılkı atı sürüsü ve yirmi yedi yıl kadar kısa olan hayat kadar Kısa seveceğim seni. Kadar uzun. Kadar mavi... Selin'S

Yeraltı Özlemi

Dolunayı görmek istiyorum, Oysa, pencerelerim kırılalı çok zaman oldu... Duvarlar ördüm camlar yerine Su vermeme gerek yok artık çiçeklerime. Göremiyorum. Dolunayı görmek istiyorum bugün gözlerinde, Oysa sen neredesin, gözlerin nerede Bilemiyorum... Sanki kendim gibiyim tamamen, şimdilerde Yerin bile altında yaşıyorum... Dolunayı görmek istiyorum, Keşke bir çiçek olsam pencerenin önündeki... Ya da bir kelebek, hazirana doğmamış olan... Haziran, hazan... Hazan, hüzün mevsimi Ve haziran en çok hüzündür, ölüm sancısı gibi... Dolunay doğsun, ben severim beklemeyi Bir kaç mevsim daha geçsin, Sonra açacağım dünyana gözlerimi... Dolunayı görmek istiyorum, Haziranın dolunayı... Buralarda deniz yok, biliyorsun Çay bardağımın içine yakamoz vursun, Güneşler umurumda değil, Sıradan bir güneş, dolunayın yerini nasıl tutsun? Merak ediyorum,mutlu musun? Haziranda ölmek de zor, doğmak da... Doğduğuma değecek sebep olur musun? Dolunayı görmek istiyorum, Haziranın dolu...

Salkım

Ve ne kadar sızlasam da bir sonraki şiirimi sana değil, hanımeli çiçeklerine yazacağım." demiştim. O sene bahar hiç gelmedi... Sokaklara hanımeli kokusu dolsaydı eğer, ağlardım. Sağanaklarım dinmedi... Ve sonra, düşüncelerin karanlık çıkmazında, aydınlansın diye fikirlerim Hislerimi yakıp, hepsini hiç etmişim. Hisler, bir mum fitili... Derin bir uykusuzluğun kucağında beklerken doğdu gün, Kabullenemiyorum bense, sensizliğe doğan günleri... Çoktan tövbe etmiş olmam lazımdı ölümlere, Dilimde hala bir dua, içimde intihar isteği... Hala seviyor olabilmem mucize seni... Kulağımda bir şarkı refakatinde ölüyor ritüeller Aşksızlığın şefkatine bıraktım kendimi... Makamım aşk, Rengim kiraz çiçeği... Geride kalan Tüm renkler soluk şimdi... Selin'S